teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Mayıs 2015 Pazartesi
BİR ÜLKE VARDI ?
Bir ülke vardı dostlar hatırlarmısınız bilmem. 1919-1923 yılları arasında tüm dünya önünde ayağa kalktığı bir ülke...... Adeta küllerinden doğan bir ülke..Ayağa kalkan ben daha ölmedim diyen nice toplumu şaşkınlık içinde bırakan ülke..O ülkenin insanları açlıkta da toklukda berarberdi.
Peki ne oldu o ülkeye?
O ülkede bir kimse dara düştüğünde tüm dostları,akrabaları ve tüm mahalle koşardı derdine ; şimdiki gibi aynı apartmanda oturup da birbirini tanımamazlık yoktu. Düğünlerde sevinç , cenazelerde keder beraberdi. Küçüğün büyüğe saygısından bacak bacak üstüne bile atamadığı , şimdiki, gibi büyüğün neredeyse hiçe sayıldığı bir ortam yoktu. Babayla bir oturulan akşam yemekleri aile büyükleri yemeğe başlamadan yemeğe başlamak yoktu. Televizyon tek kanaldı ne varsa o izlenirdi. ancak toplumun ahlak değerlerinide koruyan programlar vardı. Magazin programları,saçma sapan diziler , birbirinin arkasından dedikodu yaparak prim yaptıran yarışma programları da yoktu.Baba ve anne bir kere baktımı anlardı çocuk yokluğu şu an için isteğinin olamayacağını ; şimdiki gibi doyumsuz da değillerdi çocuklar. Bayramdan bayrama alınırdı ayakkabı ve yeni giyisiler onlar alındı mı yastığın altına koyup yatılırdı. Bir numara büyüktü hep ayakkabılar nede olsa seneye de giyilecekti. Şimdiki gibi doyumsuz değillerdi bir lastik topla bir iple mutlu oluyorlardı.Bayramlar vardı ; büyüklere ziyarete gidilen ..Bayramlar tatil yapmak için fırsat değildi onlar için. Öyle adım başı AVM falan yoktu. Bakkal Necati ,kasap Yusuf ,manav Ahmet vardı. Aynı işi yapan iki esnaf varsa siftah yapmayana gönderilirdi müşteri.Oralardan alış veriş yapılır para yoksa deftere yazılır ay başında ödenirdi.Sözün senet olduğu yıllardı o yıllar.Aşıklar utanırdı ulu orta bibirlerinin elini tutmaya. Onlar avmlerde değil muhallebicide veya pastahanede buluşurlardı.Latte,Americano,mocca içmezlerdi. Yaz aylarıysa limonata veya gazoz kış aylarında ise sa
lep ve çay içilirdi.O zamanlar chesecake'ler ,kreplerde yoktu. Muhallebiler,çikolatalı meyveli pastalar yenirdi. Tiyatroya,sinemalara gidilirdi.İnternet denen şey yoktu ki indirip seyretsin. Yazlık sinemalarda çekirdek,frigo yemek büyük zevkti. O zaman diyet falanda pek azdı çünkü insanlar haraket ediyordu.Alışverişlerini tıklayarak değil yürüyerek görerek yapıyorlardı.Şimdiki gibi bollukta yoktu; ancak huzur vardı.Kapıya kilit vurmadan sadece sandalyesini ters koyarak giderdi esnaf cumaya.. Müslümanı, gayri müslimi aynı mahallede yaşardı.Birbirlerinin kutsal bayramlarını kutlarlar dinsel ayrımcılık yapmazlardı.Türkü, kürdü,lazı ,çerkezi ,alevisi,sünnisi hep birlikte yaşarlardı.Bilirlerdi ki insan olmak adam gibi adam olmak dine ,mezhebe ırka bakmazdı.İnsan olmanın yürek ve gönül işi olduğunun farkındaydı onlar.Temiz siyasette vardı o dönemde elbette herkesin aynı görüşte olamayacağını biliyorlar, birbirlerine hakaret etmiyorlardı; çünkü onlar biliyorlardı Mlletin-Vekili olduklarını .
Ya şimdi.....??????
27 Şubat 2015 Cuma
SANAL ALEMDE YAŞAMAK...
SANAL ALEMDE YAŞAMAK...
(İnternet Bağımlılığı)
Hayatımızn ayrılmaz bir parçası olmaya başlayan internet aşırı kullanıldığında kişileri kendi sanal dünyasının içine çektiğini görüyoruz. Bu durum internet bağımlılığını da beraberinde getiriyor.
Günümüzde rahatsızlık olarak adlandırılan internet bağımlılığı insan beyninin haz alma duygusunun doyumsuz olma halidir. Uzmanlara göre rahatsızlığın görülme yaşı yoktur. Ancak 12-18 yaş aralığı riskin en çok olduğu dönemdir. Bu rahatsızlık erkeklerde kızlara oranla 2-3 kat daha fazla görülür. Araştırmalara göre kızlar internette daha çok okuyarak yada chat programlarında erkekler ise spor ve şiddet oyunları ile vakit geçirmeyi tercih ediyorlar. İnternet bağımlılığı bulunan kimselerde sosyal fobi ve depreyona girmesini tetikliyor. İnternet bağımlısı olan kimselerin bilgisayar,tabletler,akıllı telefonlarını yanlarından ayırmak istemezler.İnternetleri cihazlarının şarjları bitmişse kendilerini huzursuz ve asabi hissederler.İnternet bağımlılığında bir diğer konu ise ortam bağımlılığıdır. İnternetin sunduğu sanal ortamda kişiler kendi kimliklerini değiştirebiliyor kolaylıkla yalan söyleyebiliyorlar. İnternetin sunduğu bu ortam yalan söylemeyi doğal hale getiriyor. Bu tip insanlarda zamanla kişilik bozukluğuna neden olmakla birlikte internette dolandırıcılık ve aldatma olaylarını arttırıyor. İnternette kaybolan güvensizlik ortamı bir süre sonra sosyal çevreyide etkileyip toplumda güven duygusunun azalmasınada neden olmaktadır.İnternet bağımlısı olan kimseler sosyal hayatlarında da başarılı olamayan insanlar haline gelirler.
İnternet bağımlılığınında diğer bağımlılıklar gibi tedavisi vardır.Bu tedavinin amacı bağımlıların interneti kullanım sebeblerini araştırmak ;kişilerin internet başında geçirdiği vakti
azaltmak için kişinin hayatını programlamak ve dışsal kontroller geliştirmektir. Bu tedavi boyunca tedaviye kişinin ailesi ile katılması çok önemlidir.
17 Şubat 2015 Salı
TÜRKİYE'DE MANEVİ DEĞERLERİN ÇÖKÜŞÜ
TÜRKİYE'DE MANEVİ DEĞERLERİN ÇÖKÜŞÜ
Toplumumuzda son günlerde yaşanan olayların gösterdiği manevi ve ahlak değerlerimizin çöküşün başlamış olduğudur.
Bu çöküşün başladığı ilk nokta aile. Ebeveynlerin çocuklarıyla yeteri kadar ilgilenmemesi çocuklarda bazı değerlerin tam olarak oluşmamasına neden oluyor . İleride toplumda rol üstlenen bu çocuklarda sevgi , hoşgörü ve merhamet duygularındaki eksikliği beşeri ilişkilerine yansıtıyorlar. Hızlı gelişen teknoloji karşısında bireylerin yüz yüze değilde sanal dünya üzerinden sürdürdükleri ilişkiler tamamen sıcaklığını kaybeden ilişkilerde bu yaranın açılmasının bir diğer faktörüdür.Ülkemizdeki yazılı ve görsel basının yayınladığı programların ve yazılarında payı da azımsanamayacak ölçüdedir.Özellikle tv'de yayınlanan lüks hayatı özendirici program ve dizilerin gençler ve çocuklar üzerinde olumsuz etkisi büyük olmaktadır. Bu yaşamları gören gençler ve çocuklar gördüklerine ulaşma uğruna her yolu tv'de gösterildiği gibi mübah olarak görüyorlar.Toplumda yaşanan insanların birbirini aldatması birbirlerine zarar vermesi ve buna karşı gelen yasal yaptırımların yeterli olmaması insanlarda birbirlerine karşı güvensizliğin büyümesinde rol oynamaktadır.Bu güvensizlik insanların yaşam kalitesinide olumsuz etkilemektedir.
Bizler üzerimize düşen görevleri birbirimize olan sevgi ve saygıyı geri getiremedikçe bu yıkım büyüklüğü artarak devam edecektir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

