Earn free bitcoin
MERAKLI KURTCUK - SOSYALPROBLEMLER
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2019 Cuma

DÜNYA KLASİKLERİ - SİNDİRELLA (uyarlama)








Efendim ,

        Bir varmış bir yokmuş.Evvel zaman içinde kalbur saman içinde pireler berber iken develer tellal iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken  zamanın birinde Sindirella adında güzel bir kız varmış.

        Sindirella ve sgk emeklisi babası toki konutlarında bir evde yaşiyorlarmış. Sindirella'nın annesi küçükken vefat etmiş. O gün bu gündür babasıyla mutlu bir hayat yaşıyorlarmış. Babası bekar yaşamaktan bıkıp Sindirella'ya evleneceğini söylemiş. Sindirella istemese de bu karar karşı çıkamamış.Merakına yenik düşerek sormuş..

- Sindirella : Baba kiminle evleneceksin ?

- Baba : Şu aşşağıdaki konutlarda Neriman hanım var. Uzun süredir konuşuyoruz. Hem onunda kocası vefat etmiş iki kızıyla yaşıyorlar kardeş kardeş geçinir gidersiniz.


     Çaresiz kabul etmiş Sindirella. Babası evlenmiş Neriman hanımla iki kızı,Sindirella ve babası birlikte yaşamaya başlamışlar.Üvey annesi Sindirellaya çok kötü davranmaya başlamış. Sindirella  olanları anlatsa da babası kızına inanmıyormuş. Babası ev nüfusunun artması sebebiyle onları geçindirmek için bir işe girmiş.Pazarlama yapıyormuş.Günlerden bir gün babası pazarlama yapmaya bir iki haftalığına şehir dışına çıkmış. Bunu fırsat bilen üvey anne Sindirella'ya yapmadığını bırakmıyormuş.Evi temizletiyor,hakaret ediyor ve bütün gün çalıştırıyormuş.

     Bir gün Krallar holdingin veliahtı bir parti vereceğini tüm şehirde ve sosyal medyada duyurmuş tüm genç kızlar bu partiye davetliymiş.Bunu duyan Neriman'ın kızları heveslenmiş hemen hazırlıklara başlamışlar. Sindirella  katılmak istiyormuş ama bunu üvey annesine söylediğinde partiye katılmasına izin vermemiş.

     Parti akşamı Neriman ve kızları ve hazırlanıp partiye gitmişler Sindirella evde yalnız kalmış. Üzgün üzgün evde otururken bir peri belirivermiş.

Sindirella korkarak :

- Töbe Estağfirullah sizde kimsiniz. Beni korkutuyorsunuz kuzum..

Peri:

- Korkma ben iyilik perisiyim sen partiye gitmek istiyormusun hacı sen onu söyle.

Sindirella :

- Evet gitmek istiyorum.

Peri :

- Tamam o zaman bana oyuncak araba bul. Seni o partiye göndereceğim.Ancak gece yarısından önce evde olmalısın yoksa sihir bozulur.

Sindirella

- Tamam işte araba ne yapacaksan yap biran evvel partiye gideyim.

      Peri oyuncak arabaya sihirli değneğiyle dokunur son model bir arabaya dönüşür.  Sindirella partiye gider arabasını valeye verir içeri girer . İçeri girdiğinde salona bakıyor ortam yanıyor. Krallar holdingin veliahtı Sindirella'yı görüyor ve dansa kaldırıyor.Dans eğlence falan derken gece o saat 12ye yaklaştığını fark eden Sindirella koşarak uzaklaşırken merdivende ayakkabısını düşürüyor ve panikle uzaklaşıyor.

      Sindirellanın hızla uzaklaşmasına şaşıran Krallar Holdingin veliahtı ayakkabının sahibi kızdan çok hoşlandığı için adamlarına bütün şehri dolaşın ve bu ayakkabının sahibini bulmalarını emrediyor. Bütün şehri dolaşan adamlar Sindirella'nın evşne geliyor adamları gören Neriman hemen kızlarına denetiyor ayakkabı olmuyor bir türlü bu arada tuvaletleri temizleyen Sindirella çıkıp geliyor.Adamlar ayakkabıyı Sindirella'ya uyduğunu görünce holdinge kadar kendileriyle gelmelerini istiyorlar. Kral Holdingin veliahtı Sindirellayı hemen gözlerinden tanıyor ve Çırağan'da büyük bir düğünle evleniyorlar.

                       Sindirella parayı bulmuş mutlu mutlu yaşamaya başlıyor.......





26 Haziran 2015 Cuma

BEBEK GEREÇLERİ ŞİMDİ DAHA PAHALI








           Çocuk sahibi olmak herkesin hayallerini süsler çocuk dünyaya gelince hem anne hem baba kendini dünyanın en mutlu insanı olarak görür. Bir gülüşü için adeta dünyaları feda edersiniz.İşten geldiğinizde ne kadar yorgun olursanız olun bir gülüşüyle tüm yorgunluğunuz gidiverir.Haliyle bebeklerimizin ihtiyaçlarını gidermek onların en iyi şekilde yetiştirmek isteriz.

           Bebekler büyüdükçe onlara ayrılan aile bütçeside haliyle artar.Zamanla yürüteçlere,çocuk arabalarına ,pusetler vb. eşyalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araç gereçlere bundan sonra daha pahalıya sahip olucaz. Bu tür bebek gereçlerinin %95 'i ithal olarak mağazalardaki yerini almaktadır. 23.Mayıs.2015 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun ''İthalat Rejimi Kararına Ek Kararı'' uyarınca başta bebek arabaları,oto koltuğu,mama sandalyeleri,yürüteçler vb. ürünler için ilave gümrük vergisi uygulanmaya başlanmıştır. Hal böyle olunca bebek gereçlerine %40 ila %80 arasında tüketiciye zam olarak yansıyacaktır. Ör: 1000 lira olan ürünü 1400 TL ile 1800 TL arasında alabileceğiz.

         Bebek ürünleri perakende sektörü ülkemizde geçen yıl 4 milyar Tl'yi yakaladı.Ülkemizde saatte 140 bebek dünyaya geliyor.Doğan bebeklere 2 yaşına kadar her ay ortalama olarak 60$ yıllık 720$ civarında harcama yapılıyor.

          Bu karar büyük ölçüde yerli üretimi desteklemek için alınmış olsa dahi yerli üretimde imalat masraflarının vergi ve stopajlarının devletimiz tarafından önceden düzenleme yapması gerektiğini düşünüyorum. Bu vergileri koyarken ithalatı azaltmak için yerli üreticiye rekabet etme fırsatı sunacağı düşünülmüş olsada maalesef ne yerli imalatçı nede tüketici memnun olacağını sanmıyorum.

         Tüketici açısından durum biraz daha zor. Tüketicilerin sabit kalırken kullandıkları ürünlerin pahalanması aileleri zorlayacağa benzer.

11 Mayıs 2015 Pazartesi

ZAMANE ÇOCUKLARI BİR BAŞKA






               Gazeteleri okurken zamanımız çocukları hakkında bir istatistik dikkatimi çekti. Bu istatistik çocuklarımızın çocuk oyunları yerine  sosyal medyayı tercih ettiklerini açık şekilde ortaya koyuyor. Yapılan araştırmanın rakamları gerçekten çok çarpıcı:

6-15 yaş aralığındaki çocukların sosyal medya kullanım oranı: %53,5
Sosyal medyayı kullanan erkek çocukların oranı: 57,8
Sosyal medyayı kullanan kız çocukların oranı: 48,4

             Bu oranlarda gösteriyor ki çocuklarımız tabletlere,akıllı telefonlara ve bilgisayarların esiri olmaya başlamış.Eskiden bizler sokaklarda koşar,oynar,düşerdik kalkardık.Şimdi çocuklar apartman dairelerine sıkışmış olarak yaşıyorlar.Seyrettikleri çizgi filmlerdeki kahramanlar gibi olmak onlar gibi yaşamak istiyorlar.Çizgi filmlerde bizim zamanımızdaki gibi masum değiller.Savaşan kahramanlar var şimdi.

             Her ne kadar zaman değişti ,sokaklar eskisi gibi güvenli değil desekte onlara popüler kültüre alıştıran bizleriz.Ağır hayat şartlarında biz ebeveynler çocuklarımıza ne kadar zaman ayırabiliyoruz? Belkide ayırıyor gibi yapıyoruz.Hafta sonu gelince tutuyoruz ellerinden herhangi bir Avm'nin çocuk bölümüne oyuncaklarla vakit geçirmesini sağlıyoruz.Zaten kapalı ev ortamında olan çocuklarımız haftasonuda Avm'lerin kapalı ortamında eğlenmeye çalışıyor.Çocuklarımızı açık alanlara götürelim düşmeyi kalkmayı, öğrensinler,Yaz geliyor etrafınıza bir akın kaç tane çocuğun dizinde dirseklerinde yaralar var? Bizim zamanımızda sokaktaki çocukların hepsinde bu yaralar vardı.Çocuklarınıza doğayı anlatın onlara kuşların böceklerin isimlerini öğretin. Çocuklarınızın duvarlarını yıkın hayatı tabletler, pc oyunları olmasın,Kitap olsun sevgi olsun hayatı.Şimdiki çocuklar sanki bir yetişkin gibi konuşuyorlar.Aile içi iletişimleri bizim zamanımıza göre daha az , arkadaşlıkları sanal ve mekanik hale geldi.Gerçek arkadaşlığın tadını okula başlayınca alıyorlar.Paylaşma duygularıda sonradan gelişiyor şimdiki çocukların ama çocuklar salçalı ekmeğini değil oyun sürümlerini ,oyun hilelerini paylaşıyorlar.Çocuklarımızın mekanikleşmesine izin vermeyelim.

           Anneler-babalar tüm hayat şartlarına rağmen çocuklarınızı sanal dünyadan çıkarın onları reel hayatla tanıştırın onlar sizlerin geleceğidir.









25 Nisan 2015 Cumartesi

MİNİK EFE VE TÜRKİYE'DEKİ ÇOCUK İŞÇİLER



         







      Yukarıdaki fotoğraflar 23 Nisan 2015 tarihinde Adana'da kutlamalar sırasında çekildi. İsmi EFE 7 yaşında  yaşıtları bayramlarını kutlarken minik EFE protokole ve çevredekilere tanesi 5 liradan bayrak satmaya çalışıyor. Önce protokolün önüne çıkan EFE bayrak satmaya çalıştı;yalnız protokolden bayrak satın alan olmadı. Daha sonra kendi yaşıtlarını önünden geçtiğini gören minik EFE bir an duraksadı ve burukluğu her halinden belliydi. Efe ilkokula gittiğini ,okuldan sonra davul ve bandaj sattığını  bayram olduğu içinde bayrak satmaya söylüyor gazetecilere.Minik EFE'nin fotoğraflarını görünce çocuk işçilerin ülkemizdeki durumunu yazmak istedim.


                                            TÜRKİYE'DEKİ ÇOCUK İŞÇİLER



             Dünyada çocuk işçiler işçiliği için en kötü sayılan 15 alan bulunmaktadır. Fakat Türkiye'de üç en kötü alan bulunduğu kabul edilmektedir. Bunlar aşağıdaki gibidir

    a) Mevsimlik işçiler
    b) Küçük ve orta sanayi işletmeleri
    c) sokakta çalışan çocuklar


          Ülkemizde çocuk işçilerin sayısı 1992'de 1 milyon 700 bin  iken şu an çocuk işçilerin sayısı 960 binlere kadar düşse de ülkemiz için azımsanmayacak bir rakamdır. Çocuk işçilerin sayısının düşmesinde en etkili olan sebep 8 yıllık temel eğitimin zorunlu olmasıdır. Ancak uzmanlar 12 yıllık ilk ve orta eğitimin 12 yılının zorun olmasını daha sonra yeteneklerine göre çocukların meslek edinmesinin bu sayıları daha da aşağıya çekeceğini belirtiyorlar. Çocukları çalışmaya iten başlıca nedenlerinden bazıları şunlardır:

a) Geçim sıkıntısı
b) Toplumsal normlar
c) Ailede yaşanan olumsuzluklar

Geçim sıkıntısı : Ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı durumlarda çocuklarda ebeveynlere katkıda bulunmak için çalışmaya itilirler. Bu tür ailelerde çocuklar hayatla erken tanışır eğitim hayatları yarım kalır. Çocuk küçük yaşta hayatın ağır şartlarına göğüs germek zorundadırlar.

Toplumsal normlar : Ülkemizde maalesef aşamadığımız bir düşünce var. Okulda başarısız olan çocuklarını aileler meslek sahibi olsunlar diye sanayiye çırak olarak verilir. Oysa okulda başarısızlığın nedenini araştırmak hangi derse hangi mesleğe yatkınlığını tespit etmek ne toplum yapısı olarak hem eğitim sistemimizin yapısında maalesef bulunmamaktadır.

Ailede yaşanan olumsuzluklar : Aile hayatları düzgün giderken bazı aileler  gerek maddi yönden gerekse doğal (deprem,sel,yangın) yollarda yaşam şartları olumsuz yönde değişir.Bu durumlarda da bazı ailelerin çocukları ailelerine maddi atkıda bulunmak için çalışmak zorunda kalıyor veya çalışmaya zorlanıyorlar.

Maalesef çocuk işçilerimizin çoğu sağlıksız koşullarda veya iş güvenliği olmayan yerlerde veya sokaklarda çalışıyorlar.Sokakta çalışan çocuklar bir çok tehlikenin de tehditi altındalar. Bir çoğu uyuşturucu ve fuhuşun içine sürüklenmektedir.

Devletimize ve ailelerimize büyük sorumluluk düşmektedir.Devlet bu çocuklarla ilgili kanunlar düzenlemeli ve uygulamaları denetlemelidir.Aileler öncelikle okumalarına teşvik etmeli çalışması gerekiyorsa iş yerinde takip etmelidir.
 

           
             

23 Nisan 2015 Perşembe

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı (İnternationales kinderfest)




                   
   

        Bir lider düşünün hayatı savaştan savaşa koşmakla geçmiş imparatorluğun artık sadece adının olduğu dönemde bir halkı küllerinden tekrar doğmasını sağlamış ; zekası ile tüm dünyayı kendine hayran bırakmış bir lider. O büyük lider MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 'dü. Samsuna çıkarak Anadolu'ya geçmiş Sivas ve Erzurum kongreleri yapılmış halk büyük direniş ve büyük kurtuluş savaşı için örgütlenmişti.Ancak İstanbul'da bulunan Osmanlı'nın işgal devletlerinin baskısı altında bulunan padişahlık sistemi gücünü halktan alan bu kurtuluş savaşının düşüncesine ters düşüyordu.

         Halkın tüm kesimlerinin bir çatı altında toplanacağı birlikte karar alıp uygulanacağı bir meclis gerekiyordu. 23 Nisan 1920 'de büyük önder MUSTAFA KEMAL ATATÜRK önderliğinde ilk meclis kurulmuştu. Bu meclisle birlikte saltanattan milli egemenliğin hakim olduğu gücünü halktan alan bir yönetim benimsemişti. Üç yıl sonra meclis 29 Ekim 1923 tarihinde yönetim şeklini CUMHURİYET'le taçlandırmıştı.

        Ulu önder MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 23 Nisan 1920 tarihini ULUSAL EGEMENLİK  günü ilan etmiş ; daha sonra ileride yönetimlerde söz sahibi olarak gördüğü çocuklara armağan etmiştir.





        Bu bayram dünya da ilk çocuk bayramı olan 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI zamanla uluslararası bir şenliğe dönüştürülerek tüm dünya çocuklarının ülkemize gelip tanınmasını ve tüm dünya çocuklarının birbiri ile kaynaşmasına vesile olmuştur.

          Bu bayram dünya barışına da katkı sağlayarak geleceğin halklarını oluşturacak çocukların kaynaştıracak bir bayramdır. Eğer bu amaca ulaşabilirsek büyük liderimizin tüm dünyaya mal olmuş olan  '' YURTTA SULH CİHANDA SULH '' sözüde gerçek anlamda hayat bulacaktır.
     

20 Nisan 2015 Pazartesi

ÇOCUK GELİNLER



                       
                          

                   



                                 Ülkemizde zaman zaman medyada çıkan haberlerle gündeme gelen çocuk yaşta evlilikler toplumumuz için oldukça önemli ve acı veren bir problemdir.

                     Uluslararası belgelere göre on sekiz yaşının altında yapılan evliliklere çocuk evliliği her evlenen kıza ise çocuk gelin denir. Çocuk yaşta evlililiğin başlıca nedenleri arasında geçim sıkıntısı , aile içi cinsel taciz, evlilik dışı hamilelikler ve töreler gelmektedir. Ülkemizin de içinde bulunduğu Avrupa ülkeleri arasında yapılan araştırmaya göre çocuk yaştaki evliliklerde %17' lik oranıyla Gürcistan'ın ardından %14'lük oranıyla Türkiye ve %10'luk oranıyla Ukrayna gelmektedir. Türkiye'de 18 yaş altı evlenme oranı erkeklerde %6,9 kızlarda %31,7 'dir. Bu evliliklerin %16,9 'u şehirlerde % 24,6'lık kısmı kırsal bölgelerde yaşanıyor. TUİK verileri dahada çarpıcı verilere göre evli kız çocuğu sayısı erkek çocuklarına göre 14 kat fazla olduğunu göstermektedir. Birleşmiş Milletlerin yaptığı diğer araştırmasına görede küçük yaşta evliliklerin ülkelerin gelişmiş ve ekonomik durumlarıyla doğru orantılı olduklarını göstermektedir.

                   Yukarıdaki istatistiklerden de anlaşılacağı üzere küçük yaşta evlilikler hala ülkemiz için önemli bir sorun olarak durmaktadır. Çoğu geçim sıkıntısında olan çok çocuklu aileler kızlarını ya para ile satmakta yada biran evvel evlendirerek maddi olarak rahatlayacaklarını sanmaktadırlar. Kızlarımız bir eşya gibi kendinden çok büyük kimselerle zorla evlendiriliyor. Bu evliliklerin çoğunda da  şiddet görülüyor. Bu tür evliliklerin sonlandırılması için büyük iş devletimize düşüyor. Devletimizin bu tür evliliklerin önlenmesi adına katı müeyyideler getirmeli toplumun eğitim ve refah düzeyini yukarılara çekmesi gerekiyor.

              Bu sorunu bitirebilirsek birçok kızımızı topluma kazandırmış ve çocukluklarını çocuk gibi geçirmelerine  yardımcı oluruz.      
         

Related Posts with Thumbnails