Earn free bitcoin
MERAKLI KURTCUK - SOSYALPROBLEMLER

19 Haziran 2015 Cuma

KENDİ GİTTİ ŞAPKA KALDI.....




 


                          
   SÜLEYMAN DEMİREL Isparta'nın İslam köyünde başlayan hayat mücadelesini 21 yıl milletvekilliği,12 yıl başbakanlık , 7 yıl cumhurbaşkanlığı ile taçlandırmış Türk siyasi tarihinin 50 yılına damgasını vurmuş bir liderdir.

Türk siyasi tarihinde demokrasiye bağlılığıyla bilinirdi.

Süleyman Demirel'i sevelim veya sevmeyelim bugün sahip olduğumuz birçok barajda imzası emeği vardır.

Benim babam ve dedem sayesinde tanıma şansı bulduğum nadir insanlardan biridir. Isparta'da ortaokul yıllarımda dedem  bir yemekte tanıştırmıştı.15- 20 dakikalık bir sohbet imkanı bulmuştuk.Zekası beni çok etkilemişti aradan ne kadar geçse de geçsin tanıştığı çoğu insanı ismiyle hitap ederdi. Bir çok siyasi Güniz sokağa fikir danışmak için giderdi.

Vefatına kadar her cuma babam cumalaşmak için arıyor her cuma konuşuyorlardı. Musait olmadığı halde bile mutlaka dönüş yapardı. 

Bir köyde çobanlık yapan çocuğun ülkesinin zirvesine tırmanışının öyküsüdür hayatı....

Kendisini şu ifadelerle anlatmıştır.

''Cumhuriyet nedir diye sorarsanız, size cevabım şudur: Cumhuriyet benim işte..İslamköy'den çıkan köylü çocuğunu cumhurbaşkanı yapan Cumhuriyettir.Cumhuriyet budur.Bunu Büyük ATATÜRK'e
borçluyuz''

Şapkasıyla kendine has konuşmasıyla siyasi figürdür..........Yaşamı boyunca simgesi olan fötr şapkayı hiç kaptırmadı. 

Ama şimdi '' KENDİ GİTTİ ŞAPKA KALDI''....

MEKANIN CENNET OLSUN.......






                                         

18 Haziran 2015 Perşembe

TUTSAK DOSTLARIMIZ












NE GÜZEL GÖRÜNÜYORLAR DİMİ ?




 Yunuslar belkide insanların en çok sevdiği hayvanlardan bir tanesidir..... Çok eğlencelidir,dünyanın en zeki canlılarından biridir, hatta aklımızdan geçenleri okuyabilir,teknemizle yarışır.İnsanların hayatlarını kurtarır. Her zaman gülümserler......

Bizi gülümseten yunus parklarında eğlendiren iyi vakit geçirmemizi sağlayan yunusların durumlarını hiç düşündük mü?  





 Yunus parkları için yakalanan bu canlılar:

* Yakalanma aşamasında bir çoğu telef oluyorlar.
* Yakalandıktan sonra tırlarla taşınıyorlar gümrüklerde saatlerce bekletiliyorlar.....
* Beton havuzlarda delirmemek için sonarlarını kapatıp kör oluyorlar..
* Stres yaşadıkları için ülser oluyorlar.
* Ölü balıkların içinde anti-depresan ve mide ilaçları yutturuyorlar.
* Parklardaki yüksek sesden zarar görüyorlar
* Yüksek zeka ve farkındalıkları yüzünden acı çekiyorlar
* Çoğu havuzlarda ölü yavru doğuruyorlar
* Ortalama 45 yıllık ömürleri havuzlarda 5 yıla düşüyor
* Nihayetinde çoğu intihar ediyorlar



Gördüğünüz gibi yunus dostlarımız bizi eğlendirirken kendileri acı çekiyor. Gösterilerdeki haraketleri yapmaları için şiddet görüyorlar. Onların yeri okyanus ve denizler.Hiç bir hayvan insanları eğlendirsin diye yaratılmamıştır.Biz eğlenmek için onları tutsak hale getiriyoruz.  Bu tür konulara lütfen daha duyarlı olalım.......... 

Bu konuda savaşmak için YUNUSLARA ÖZGÜRLÜK PLATFORMU adı altında gönüllüler çaba göstermektedir. 

İnternet adresleri :  www.yunuslaraozgurluk.com



                                   


 
 

5 Haziran 2015 Cuma

SİZİN ALLAH'INIZ YOK MU?




            Şu fotoğraflara bir bakın bunu yapan insan (insan demek bile zor geliyor ) 13 yaşındaki bu kız çocuğunu baba dediği mahlukat. Mahlukat uyuşturucu bağımlısı  Beş buçuk saat işkence görmüş sigara yedirilmiş, ıslatılmış ve demir çubukla darp edilmiş. Annesini ve çocuğu eve kitlemiş. Eğer şikayet edersen seni öldürürüm diyede tehditte bulunmuş.Anne tehtite rağmen çocuğunu hastahaneye götürmüş.Polise intikal eden olayda baba denen mahlukat sulh ceza mahkemesine çıkarılmış VE....... SALIVERİLMİŞ.

 Böyle mahlukatları hukuk sistemimiz nasıl salıverir anlamak mümkün değil nasıl bir hukuk sistemimiz var, anlamıyorum.Bu adam zaten tehlikeli olduğunu apaçık ortada.Hastahaneye götüren karısına rahatça öldüreceğim diye tehditler savurma cesaretini buluyor.Eğer devlet olarak ceza vermezsen herkes kendi cezasını kendi kesmeye başlar.İşte o zaman devlet devletlikten çıkar.
Aile bakanlığı devreye girmiş. İş işten girse ne fayda adam dışarıya bırakıldıktan sonra....  Her gün bir tecavüz her gün şiddet haberi duyduktan sonra..... Bizim öğrendiklerimizin medyaya düşen haberler bir de bilmediğimiz niceleri var........

Daha ne kadar daha duyacağız bu tür olayları yeni yaşamadık mı ? ÖZGECAN olayı ne çabuk unutuldu.......



                                
Kızcağıza atanan avukatın ekşi sözlükte yazdıkları:
Geçen hafta baro tarafından Kağıthane çocuk karakolunda bulunan bir çocuk mağdur için avukat olarak atandım. Karakola gittiğimde gördüğüm manzara beni kahretti. 13 yaşındaki küçücük bir kız, uyuşturucu bağımlısı babası tarafından 5 buçuk saat boyunca işkenceye maruz bırakılmış, sigara yedirilmiş, ıslatılmış ve bu süre içerisinde demir çubukla defalarca darp edilmişti.Çocuğunun fotoğraflarını hasmına göndererek "kendi çocuğuma neler yaptım, sana neler yapacağımı tahmin et" tarzı mesajlar dahi atmış.
Bu psikopat baba, çocuğu hastaneye götürmemesi için annesini ölümle tehdit etmesine rağmen, anne çocuğu alarak hastaneye götürüyor. sonrası "sonun geldi, ölümün elimden olacak" tarzı mesajlar. Hepsine bizzat şahit oldum.
Babayla ilgili çocuğun hürriyetini tahdit, kasten yaralama, eziyet, öldürmeye teşebbüs, tehdit suçlarından şikayetçi olduk. kendisi dün yakalanmış ve sulh ceza hakimliğine çıkarılmış. Bilin bakalım ne oldu. Salıverildi!!!
Kadın günlerdir yatalak babası ve kızı ile birlikte kendisini evine kilitlemiş yaşamaya çalışıyor.bugün beni aradı, "Avukat hanım tek umudum tutuklanmasıydı, şimdi ben ne yapacağım, dışarı çıkmaya korkuyorum" diyor.
Adamı Facebooktan arattım, fotoğrafını görseniz nasıl bir cani olduğunu siz de anlarsınız. Facebook'a koyduğu fotosu. Bu pisliğin adını her ihtimale karşı açıklamayacağım.
Ben Twitter işlerinden pek anlamam, hayatımın ilk tweetini bugün aile bakanlığını mentionlayarak attım. İşe yarar mı bilmiyorum ama lütfen bu anne ve kızın başına gelmeden birilerinin harekete geçmesini sağlayacak bir çözüm bulmama yardım edin. Ben pazartesi gidip savcı ile konuşacağım, kızın fotoğraflarını göstereceğim, durumu izah ederek bu psikopatın tutuklanmasını sağlamaya çalışacağım. Ancak bu arada ne olacak? Bu kadıncağız ona bir yardım edebilirim ümidiyle beni arıyor, "size güveniyorum sonuna kadar yanımda olacak mısınız" diyor.Eevet olacağım ancak ben kadın bir avukat olarak onları ne kadar koruyabilirim ki. Peki başlarına bir şey gelirse bunun travmasını ben nasıl atlatabilirim?

             








SEÇİMLER ÖNCESİ BİRAZ GÜLELİM (GAFLAR VE SEÇİM VAATLERİ NOSTALJİ)


         




            Seçim zamanı geldi çattı siyasi parti liderleri meydanlarda vaatlerini ardı ardına sıralamaya başladılar. Şu sıralarda hangi televizyonu açsak hep miting görüntüleri ve vaatler var.Hal böyle olunca geçmişte ne gibi vaatler varmış ne gibi gaflar yapılmış sizlerle paylaşmak istedim.




     SÜLEYMAN DEMİREL

 Ülkemiz siyasetine damga vuran Süleyman DEMİREL kendine has üslup ve tarzıyla ilginç açıklamalarıyla zaman zaman gündemde bence bir numarası....

1991 yılı seçimlerinde hafızalara kazınan vaatleri ''Kim ne veriyorsa beş lira fazla veriyorum'' ve 500 günde ekonomiyi düzelteceği vaadiydi.

Süleyman Demirel'in unutulmayan diğer sözleride :

'' Hamsi kavağa çıkar mı?''

''Ege bir Yunan gölü değildir, Ege bir Türk gölüde değildir.Binaenaleyh Ege bir göl değildir.''

 ''Biz kışın doğalgazı Bulgaristan'dan alıyoruz , yazın onlar veriyor''

'' Türkiye' petrol vardı da , tankerlerin hortumuna ağzımızı dayayarak biz mi içtik''

''Yollar yürümekle aşınmaz''


  TANSU ÇİLLER

Türk siyasetinin belkide en çok gaf yapan liderlerinden biriydi. Türkiye'nin ilk kadın başbakanı olan Tansu Çiller meydanlardaki vaatleri ve gafları ile o dönemde çok konuşuldu.

Tansu çillerin en çok bilinen vaatleri  ''Her eve iki anahtar , her mahallede yüz trilyoner  olacak ve her köylüye traktör  '' başbakanlık koltuğuna otursada bu vaatlerini gerçekleştiremedi

İşte Tansu Çiller'in gaflarından bazıları:

'' Sevgili Zeytinburunlular'' (Zeytinburnunda halka hitap ederken )

 Zabıta memurlarına ''MERHABA ASKER '' diyerek selamladı.

' Samsun'lulara ''merhaba Antalya'' diye selamlaması

'' Çekici güç '' (Çekiç güç için)

 Sivas mitinginde ''Sizi il yapalım mı?

''Ölü kaybı olmamıştır''

Yine bir mitingde :

- Kırat'ın  yemini verecekmisiniz?

Vatandaşlar

- Evetttttt

Çiller

- Bizde sizin yeminizi vericez..... 

''Mübarek kurban şeker bayramınızı kutluyorum''




       NECMETTİN ERBAKAN 

Ülkemiz siyasi tarihinin renkli simalarındandı Erbakan.Seçim vaatlerinde beş bin tank ve her ile hava alanı ve hızlı tren sözleri vermiş; 28 şubatta iktidarı bırakmak zorunda kalmıştı. Zaman zaman ilginç ve komik bir üslubu vardı.

'' Gulu gulu dansı yapıyorlar'' (Susurluk olayından sonra hükümete)

'' Sizi gidi sizi gidiler''

'' Kırk çürük yumurta bir sağlam yumurta etmez.''


  DEVLET BAHÇELİ

Türk siyasetinde sert mizacı ile tanın Devlet Bahçeli 1999 seçimlerinde Apo'yu idam edecekleri vaadinde bulundu.Ancak koalisyon ortağı olmasına rağmen bunu başaramadı. Zaman zaman dil sürçmeleriyle gündeme gelen Bahçelinin konuşmalarında yaptığı hatalar uzun zaman konuşuldu.

''2009 yazarken iki sıfır var. Soldaki sıfır ikinin yanında attınız. Kaldımı 2 .Diğer sıfır dokuzun yanında attınız. İki ile dokuz yan yana toplayın 11 eder. 11 artı 11 kırk eder.işte size MHP'nin 40.yılı''

''6 milyon işsazın işsizin işsazın (6 milyon işsiz)''

''Ellerinde çukulatalar,püskevitler ''

''Otazaltı esnik orsun (36 etnik unsur)''






2 Haziran 2015 Salı

SAĞLIKTA ŞİDDET




          Son yıllarda yeni bir sorunumuz daha oldu! Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet .... Sağlık çalışanların hastahanelerde ,sağlık ocaklarında,acil servislerde zaman zaman şiddet görüntüleri ile karşılaşıyoruz.

  Bu olaylar acaba toplum olarak tahammülsüz olduğumuzun bir göstergesi mi? Sağlık çalışanlarının işleri gerçekten çok zor kolay değil insanla ,insan hayatıyla uğraşmak.Hasta olduğumuzda ilk başvurduğumuz insanlara yapılan bu davranışları sağlık çalışanlarının hak etmediğini düşünmekteyim. Ülkemizde gerçekten hasta başına düşen doktor yetersiz. Doktorların her hastaya en az yarım saatlerini ayırması gerekirken günümüzde sadece beş dakika ayırabiliyorlar.Günde ortalama doksan veya yüz hastaya bakmak zorunda kalıyorlar. Bu durum hem doktorları hemde hasta ve hasta yakınları arasında gerginlikler oluşmasına neden oluyor. Biz millet olarak beklemeyi sevmeyiz işimizin hemen görülmesini isteriz. Beklememek uğruna sıradaki insanların haklarını gasp ederek önlerine geçmeye çalışır ; kavga gürültü çıkarırız. Kendimize yapıldığında çok kızdığımız şeyleri başkalarına yaparız.Sağlık çalışanlarının şiddete maruz kalmalarının bir diğer nedeni ise hasta yakınları hastanın yakınları hastasının durumunun diğer hastalarda acil olduğuna inanır.Ve sağlık çalışanları üzerinde baskı kurmak ister. SEN BENİM KİM OLDUĞUMU  BİLİYORMUSUN' la başlayan cümlelerle emir kipleriyle devam eden cümleler maalesef şiddetle sonuçlanır çoğu zaman.

  Acil servislere bir bakalım dünyanın hangi ülkesinde acil servislerde bu kadar çok güvenlik görevlisi vardır?

Bu şiddet olaylarının önüne geçmezsek daha çok canlar yanacak .Hükümet gerekli yasal düzenlemelerle bu olayların önüne geçmelidir. Sağlık sektörü tekrar incelenip personel açıkları kapatılmalıdır. Alınacak önlemlerin aslında en başında eğitim geliyor.İnsanlarımıza toplum bilincini yeteri kadar aşılarsak hem toplum olarak daha anlayışlı hem birbirimize daha saygılı olan insanlardan oluşan bir toplum haline gelebiliriz.



   
      
Related Posts with Thumbnails