Earn free bitcoin
MERAKLI KURTCUK - SOSYALPROBLEMLER

8 Mart 2019 Cuma

DÜNYA KLASİKLERİ - SİNDİRELLA (uyarlama)








Efendim ,

        Bir varmış bir yokmuş.Evvel zaman içinde kalbur saman içinde pireler berber iken develer tellal iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken  zamanın birinde Sindirella adında güzel bir kız varmış.

        Sindirella ve sgk emeklisi babası toki konutlarında bir evde yaşiyorlarmış. Sindirella'nın annesi küçükken vefat etmiş. O gün bu gündür babasıyla mutlu bir hayat yaşıyorlarmış. Babası bekar yaşamaktan bıkıp Sindirella'ya evleneceğini söylemiş. Sindirella istemese de bu karar karşı çıkamamış.Merakına yenik düşerek sormuş..

- Sindirella : Baba kiminle evleneceksin ?

- Baba : Şu aşşağıdaki konutlarda Neriman hanım var. Uzun süredir konuşuyoruz. Hem onunda kocası vefat etmiş iki kızıyla yaşıyorlar kardeş kardeş geçinir gidersiniz.


     Çaresiz kabul etmiş Sindirella. Babası evlenmiş Neriman hanımla iki kızı,Sindirella ve babası birlikte yaşamaya başlamışlar.Üvey annesi Sindirellaya çok kötü davranmaya başlamış. Sindirella  olanları anlatsa da babası kızına inanmıyormuş. Babası ev nüfusunun artması sebebiyle onları geçindirmek için bir işe girmiş.Pazarlama yapıyormuş.Günlerden bir gün babası pazarlama yapmaya bir iki haftalığına şehir dışına çıkmış. Bunu fırsat bilen üvey anne Sindirella'ya yapmadığını bırakmıyormuş.Evi temizletiyor,hakaret ediyor ve bütün gün çalıştırıyormuş.

     Bir gün Krallar holdingin veliahtı bir parti vereceğini tüm şehirde ve sosyal medyada duyurmuş tüm genç kızlar bu partiye davetliymiş.Bunu duyan Neriman'ın kızları heveslenmiş hemen hazırlıklara başlamışlar. Sindirella  katılmak istiyormuş ama bunu üvey annesine söylediğinde partiye katılmasına izin vermemiş.

     Parti akşamı Neriman ve kızları ve hazırlanıp partiye gitmişler Sindirella evde yalnız kalmış. Üzgün üzgün evde otururken bir peri belirivermiş.

Sindirella korkarak :

- Töbe Estağfirullah sizde kimsiniz. Beni korkutuyorsunuz kuzum..

Peri:

- Korkma ben iyilik perisiyim sen partiye gitmek istiyormusun hacı sen onu söyle.

Sindirella :

- Evet gitmek istiyorum.

Peri :

- Tamam o zaman bana oyuncak araba bul. Seni o partiye göndereceğim.Ancak gece yarısından önce evde olmalısın yoksa sihir bozulur.

Sindirella

- Tamam işte araba ne yapacaksan yap biran evvel partiye gideyim.

      Peri oyuncak arabaya sihirli değneğiyle dokunur son model bir arabaya dönüşür.  Sindirella partiye gider arabasını valeye verir içeri girer . İçeri girdiğinde salona bakıyor ortam yanıyor. Krallar holdingin veliahtı Sindirella'yı görüyor ve dansa kaldırıyor.Dans eğlence falan derken gece o saat 12ye yaklaştığını fark eden Sindirella koşarak uzaklaşırken merdivende ayakkabısını düşürüyor ve panikle uzaklaşıyor.

      Sindirellanın hızla uzaklaşmasına şaşıran Krallar Holdingin veliahtı ayakkabının sahibi kızdan çok hoşlandığı için adamlarına bütün şehri dolaşın ve bu ayakkabının sahibini bulmalarını emrediyor. Bütün şehri dolaşan adamlar Sindirella'nın evşne geliyor adamları gören Neriman hemen kızlarına denetiyor ayakkabı olmuyor bir türlü bu arada tuvaletleri temizleyen Sindirella çıkıp geliyor.Adamlar ayakkabıyı Sindirella'ya uyduğunu görünce holdinge kadar kendileriyle gelmelerini istiyorlar. Kral Holdingin veliahtı Sindirellayı hemen gözlerinden tanıyor ve Çırağan'da büyük bir düğünle evleniyorlar.

                       Sindirella parayı bulmuş mutlu mutlu yaşamaya başlıyor.......





16 Ocak 2019 Çarşamba

DÜNYA KLASİKLERİ - PİNOKYO'NUN SUÇU NE ? (UYARLAMA)








Efendim ,

        Bir varmış bir yokmuş.Evvel zaman içinde kalbur saman içinde pireler berber iken develer tellal iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken  zamanın birinde Gepetto usta  varmış.

         Gepetto usta bir kasabada oyuncak yapıp satarak geçimini sağlayan Bağ-Kur emeklisiymiş. Eşi yıllar önce vefat etmiş. Hiç çocukları olmamış. Zaman zaman evlenmek istemiş hatta Esra Erol'un evlendirme programına bile katılmış.Tabi üstünde yeteri mal varlığı olmadığı için evlenecek bir kadın bulamamış. Boş zamanlarını oyuncak yaparak ve kahvede okey atarak geçiriyormuş.

        Günlerden bir gün ormanda oyuncak yapmak için malzeme ararken bir bakmış yerde güzel bir kütük ;

- Hmmm!! Ne güzel bir kütük bu kütükten ancak erkek bir kukla olur nede olsa ikiside kütük (eşimin söylemi)


      Kütüğü küçük dükkanına getirmiş. Başlamış yontmaya yonttukça kütükten sesler geliyormuş...

- ahh.., offf..,ellleme.., nnnn.., hoop..

Gepetto usta kütükten çok güzel bir erkek oyuncak yapmış. Arkasını dönmüş el aletlerini yerlerine yerleştirirken arkadan bir ses gelmiş..

- Pşşşt . Selamun  Aleyküm

 diye bir ses duyup dödüğünde tahta oyuncağın konuştuğunu fark etmiş.Şaşırmış olsa da tahta oyuncağın konuştuğuna çok sevinmiş..

Tahta oyuncağa  dönerek ...

- Ve Aleyküm Selam oğul... Ben Gepetto usta seni ben yaptım.

- Tanıştığımıza memnun .oldum usta.

- Senin adın ne ?

- Benim hiç adım olmadı ki amca... Hiç gün yüzü görmedim ben. Babam yandı annemi keresteci Coşkun kesti götürdü benden..

- O zaman senin adın Pinokyo olsun.

     Gel zaman git zaman Gepetto usta ve birbirlerini sevmişler . Baba oğul geçinip gitmişler Pinokyo cahil kalmasın diye Gepetto usta okula göndermeye karar vermiş. Ancak Gepetto ustanın defter kalem alacak parası dahi yokmuş.Paltosunu satarak parasını Pinokyo'nun eline vermiş..

- Bununla defter kalem alırsın okula ondan sonra gidersin ..

     Pinokyo evden çıkmış neşe içinde ilerlerken kalabalık bir mekan görmüş:bakmış insanlar çay içip oyun oynuyor ve çok mutlular. Dalmış içeri bir masa okeye dördüncü arıyormuş.Başlamış okey oynamaya hep kazanıyormuş. Bakmış kahvehane sahibi Pinokyo hep kazanıyor bana çalışsın diye esir almış. Pinokyo kumara başlamış.Kahvehaneciye çalışıyormuş. Çok pişmanmış o sırada iyilik perisi gelmiş...

-Pişman olduğunu biliyorum seni bu hayattan çekip alacağım paranı da sana vereceğim.Doğru okula..

    Pinokyo kurtulmanın sevinci ile okula doğru yürümeye başlamış. Islık çal çala giderken karşısına Tilki Necati ve arkadaşı Kedi Kerem çıkmış. Tilki Necati..

- Nereye gidiyorsun böyle neşeli neşeli diye sormuş. Pinokyo;

- Defter kalem alacağım sonrada okula gideceğim. Tilki Necati ;

-  Boşver okulu okula gidip ne yapacaksın çok para kazanmak istermisin ? Pinokyo ;

- İsterim abi istemezmiyim hiç para kazanarak garip çilekeş babamı bu hayattan koparıp alacağım..

Tilki Necati hemen tezgahı kurdu.

- Şu köprüyü görüyormusun o benim köprüm her geçen at arabasından para alıyorum.İstersen satabilirim sana. Pinokyo'nun gözleri parlamış .

- Al bu parayı sat bu köprüyü . Tilki Necati ;

- Bu kadar paraya olmaz ama seni sevdim.Hayrını gör.

   Köprüyü satan Tilki Necati ve arkadaşı hemen oradan uzaklaşır. Pinokyo hata yaptığını anlamıştır. Pişman pişman oturuyorken iyilik perisi gelmiş ve Pinokyo'nun ne yaptığını biliyordu. Pinokyo'ya sordu ne oldu paran nerede diye sordu. Pinokyo ,

- Şeyy.. Ben bir şey yapmadım. Pinokyo'nun burnu uzamaya başlamış.

   Bunun üzerine peri doğruyu söyle yoksa burnun uzamaya devam edecek. Peri parayıda geri almış sihirle. Pinokyo olanları anlatmış. Şimdi paranı al ve doğru okuluna git demiş.

     Pinokyo tekrar yollara düşmüş okuluna giderken elinden kurtulduğu kahvehaneci Pinokyo'yu görmüş.

     Pinokyo'yu yakalamak için peşinden koşmuş. Pinokyo denize atlamış. Bakmış denizde yüzerken bir anda etrafı kararmış . Büyük balina Pinokyo'yu yutmuş ve balığın midesinde yaşamaya başlamış. Gepetto eve dönmeyen oğlunu merak etmiş her yeri aramış. Balıkçı barınağının orada oğlunun denize düştüğünü söylemişler.Bir balıkçı kayığını oğlunu bulması için Gepetto'ya vermiş. Açığa doğru kürek çeken Gepetto'yu da balina yutmuş. Karanlıkta kalan Gepetto usta etrafanı bakarken pinokyoyu görmüş birbirlerine sarılmışlar . O sırada iyilik perisi çıka gelmiş.

                    Gepetto ustayı ve Pinokyo'yu kurtarmış.Birlikte mutlu mutlu yaşamışlar.....
               
               







4 Ocak 2019 Cuma

DÜNYA KALSİKLERİ - PAMUK PRENSES VE 7 CÜCELER (COVER)

     



        Efendim ,

        Bir varmış bir yokmuş.Evvel zaman içinde kalbur saman içinde pireler berber iken develer tellal iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken  zamanın birinde Pamuk prenses yaşarmış.


        Pamuk prenses Beykoz'da bir villada üvey annesiyle ve babasıyla yaşıyormuş. Öz annesi pamuk prensesi dünyaya getirdikten hemen sonra vefat etmiş. Vasiyeti üzerine hem beyaz tenli oluşu hemde babasının Adana'lı bir pamuk tüccarı olduğu için ismini Pamuk koymuşlar. Babası bir süre bekar yaşadıktan sonra çevrenin telkinleriyle evlenmiş. Evin tek çocuğu olduğu için ona Pamuk prenses diye hitap ediyorlarmış.

       Pamuk prenses  Beykoz'daki villalarında ara sırada Nişantaşı mağazalarından alışveriş yaparak geçiriyormuş. Vaktinin çoğunu apple laptopundan veya iphone telefonundan instagramına girerek no filter resimler atarak geçiriyormuş. Google'da (intetnet aleminde varmı benden daha güzeli ) yazarak arama yapıyor çıkan sonuçlara bakarak kendinden başka güzel olmadığını görüyordu. Üvey annesi Pamuk prensesin bu yaptığını duymuş kendisi de pamuk prensese çaktırmadan google'da arama yapmaya  başlamış. google hep aynı sonucu veriyormuş görsellerin en başında Pamuk prensesin no filter resimleri çıkıyordu. Üvey annesi bu duruma sinirlenip Pamuk prensesi öldürtmek için kiralık katil tutmaya karar vermiş. arayışların sonunda üvey anne kiralık katille anlaşmış. Üvey annesi kiralık katilden kanıtta istiyormuş.

Üvey anne :

- Pamuk prensesi kalbini getirirsen sana paranın diğer yarısını veririm.

Kiralık katil :

- Çok şey istiyorsun hem cesedi ortadan kaldırıcam  hemde kalbini çıkaracam kabul etmiyorum sadece sana kanlı elbisesini getirebilirim. Yıllar sonra kendimi Müge Anlı'da ceset ararken bulmayayım.. demiş.

Üvey anne :

- Tamam anlaştık.

     Anlaşmaların ardından kiralık katil pamuk prensesle tanışmış.Pamuk prensesle muhabbeti kurmuş zamanla. Bir gün kiralık katil Pamuk prensesle sohbetlerinde :

Kiralık katil :

- Yarın sabah Belgrad ormanlarına gidelim yürüyüş yapar sonrada kahvaltıya gideriz demiş.

Pamuk prenses :

- Tabi gidelim bana da değişiklik olur. Demiş..


 Ertesi sabah..

      Kiralık katil Pamuk prensesi alıp Belgrad ormanlarına gitmişler. Kiralık katilin niyeti pamuk prensesi öldürmekmiş.Kiralık katil zamanla tanıdığı Pamuk prensese kıyamamış.Pamuk prensese olan biteni anlatmış. Elbisesinden bir parça alıp elini kesip kan bulaştırmış.

Kiralık katil :

- Hemen ormanın derinliklerine doğru git ve ortadan kaybol . Seni kimse bulamasın demiş bir süre no filter resim atma internete diyede eklemiş...


      Pamuk prenses Belgrad ormanlarının derinliklerine doğru yürümüş yürümüş yürümüş.. Bir eve rastlamış villa gibi bir ev ama normalden daha küçük buraya bunlar bu imarı nasıl almış ? Diye düşünmüş. Kapısını zorlayınca evin kapısının acık olduğunu fark ederek içeri girmiş.Bakmış yemek masası normalden küçük yedi sandalye yedi tabak görmüş.Etraf dağınıkmış. Yemek yapmış kombiyi çalıştırmış.Evi toplamış yorulmuş.Yatak odasına çıkmış yatakların üzerine uzanmış ve uyumuş. Akşam 7 tane cüce evlerine gelince Pamuk prensesi görmüşler.Ve uyansın diye pamuk prensesi dürtmüşler.

Öfkeli :

- Kalk kız ne işin var bizim evimizde kombiyi de açmışsın doğal gaz kaç para haberin var mı ? diye söylenmiş.

Bilgin :

- Kötü davranma kıza belli ki kaybolmuş .

     Pamuk prenses durumu anlatmış yedi cüceye cüceler acımış haline ve beraber kalmaya razı olmuşlar. ilk gece yemeklerini yemişler sohbet etmişler.Fakat sorun varmış yatakların hepsine Pamuk prenses ancak sığıyormuş.O yüzden cücelerin hepsi salonda yerde yatmışlar. Yedi cüceler kereste işi yapıyorlarmış Rusya'dan tomruk getirip kereste haline getirip çeşitli yerlere mobilya yapanlara satıyorlarmış durumları gayet iyiymiş. Bu durumdan memnun olmayan öfkeli...

Öfkeli :

- Bizim Ramazan abiye Pamuk prenses için yatak yaptıralım alacak karşılığı her gün böle yerde yatamayız.

    Gel zaman git zaman cüceler ve Pamuk prenses beraber yaşamaya başlamışlar zamanla alışmışlar.Pamuk prenses zaman geçtikçe sıkılmış ve yeniden instagram'a facebook'a no filter resimler atmaya tekrar başlamış.Atmakla kalmamış yer bildirimi de yapmış. Üvey annesi de google'da  (internet aleminde var mı benden  ) diye arama yapmış ve çok şaşırmış.Pamuk prensesin no filter resimleri ilk sıralarda çıkmaya başlamış.Ve sinirden deliye dönmüş. Hemen kıyafet değiştirip hemen Pamuk prensesin yanın gitmiş.Elinde kurabiyeler Pamuk prensesin kapısına gitmiş. Kapıyı çalmış pamuk Prenses kapıyı açmış.

Pamuk prenses :

- Kim o

Üvey anne :

- Ben komşunuz kurabiye yaptım size de getirdim.

Pamuk prenses :

- Teşekkür ederim.Çok naziksiniz.

Üvey anne :

- Tadına bakın lütfen nasıl olmuş.

Pamuk prenses :

- Tabi. Hımmm çok güzel olmuş.

       Pamuk prenses kurabiyenin tadına bakmış ve oracıkta bayılmış. Bayılan Pamuk prensesi evlerine geldiğinde gören cüceler çok üzülmüşler. Ona camdan bir yatak yapmışlar ve oraya yatırmışlar. Her gün cücelerden biri başında beklemiş.

        Günlerden bir gün  zengin bir ailenin playboy oğlu gelmiş. Hem zengin hemde yakışıklıymış tamda prensesin istediği gibi.Gelen zengin ve yakışıklı playboy Pamuk prensesin güzelliği karşısında donmuş kalmış. Eğilerek Pamuk prensesi öpmüş .Öpmesinin akabinde Pamuk prenses uyanmış ve playboyun beyaz ferrarisine atlayıp uzaklaşmışlar.

                                   Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.......












.

30 Aralık 2018 Pazar

DÜNYA KLASİKLERİ - TÜRKİYE'DEKİ KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ ..









     Efendim ,

    Bir varmış bir yokmuş.Evvel zaman içinde kalbur saman içinde pireler berber iken develer tellal iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken  KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ varmış.... Kırmızı başlıklı kız dünyanın en güzel ülkesi TÜRKİYE'DE yaşarmış...

     Kızımız orta halli bir ailenin tek kızıymış.Babası memur annesi ev hanımı iki göz bir evde yaşayan mutlu bir aileymiş.Babası kızına üniversitede arkadaşlarına özenmesin diye borçla harçla iyi bir marka mont almış. Bu mont şıklığıyla kırmızı şapkasıyla kızımızın çok hoşuna gitmiş. Sürekli bunu giydiği için etrafındakiler kırmızı başlıklı kız  demeye başlamışlardı..

     Günlerden bir gün.....

Annesi kırmızı baslıklı kıza seslenmiş...

    - Kıızımmm şu hazırladığım çorbayı ve meyveleri anneannene götürürmüsün ? Birde giderken dedenin maaşını da çek kadın parasız kalmasın.. Giderken ormanlık alanı kullanma sakın hiç tekin bulmuyorum orayı.Aklım sende kalmasın...

Kırmızı başlıklı kız...

- Tamam anne.Giyinip çıkıyorum...

      Anneanne tek başına yaşayan vefat eden kocasının emekli maaşı ile geçinen bir kadındı. Borçları yüzünden kendi oturdukları evi satmış toparlanınca da Toki'lere yazılmış şimdide Toki'de oturuyordu. Toki'lere biraz şehir dışında ormanlık bir alandan geçerek gidiliyordu.


      Kırmızı başlıklı kız yola hazırlanıp çıkmış; önce dedesinin maaşını çekerek hemen otobüse atlamış anneannesine yola çıkmıştı. Puslu olan hava yerini hafif hafif yağmura bırakmaya başlamıştı. Hem yağmurun hemde devlet büyükleri şehirde olması sebebi ile için trafik felç olmuştu . Kırmızı başlıklı kız adım adım ilerleyen trafikte otobüsle ormanlık alanın etrafından dolaşmaktansa ormanlık alanın başında  inip ormanlık alandan yürüyerek geçmeyi düşünmüştü.






     Öylede yaptı....

     Ormanlık alandaki patika yoldan ilerlerken yağan yağmurun etkisiyle buram buram kokan toprak kokusu adeta büyülüyordu. Kırmızı başlıklı kız yolda ilerlerken gördüğü  güzel çiçeklerden koparıp anneannesine götürmek istedi. O sırada patika yoldan biraz sapmıştı ki... Karşına elinde bali torbasıyla  bir genç adam çıkmıştı. Ürktü ister istemez ancak metanetini korumaya çalıştı. Yalnız adamın üstüne doğru hamlesiyle geriye doğru çekilince ayağı taşa takılıp düştü.O anda montun cebindeki atmden çektiği paralar göründü. Adamın gözleri parladı.Ancak adam kızın anneannesine gittiğini biliyordu daha önce farkedilmeden takip etmişti kırmızı başlıklı kızı... Niyeti belliydi hem kırmızı başlıklı kızı taciz edecek hemde paraları alacaktı.Kırmızı başlıklı kız can havliyle bağırdı. Patika yoldan geçen orta yaşlı babacan bir adam sesin geldiği yere doğru koştu.Panikleyen balici ortadan kayboldu.Kırmızı başlıklı kızın yanına gelen adam onu yerden kaldırdı ve ona neler olduğunu sordu. Olanların hepsini açıkça anlatamadı tacize uğrayacaktım diyemedi çünkü bu ülkede tacize uğrayan kadınların çoğu taciz edildiğini yakınları ve çevreleriyle paylaşmazlardı. Korkarlardı etrafın lafından sözünden kanunlarda çok koruyucu değildi. Yapan yaptığıyla kalıyor olan tacize uğrayana dayağı yiyene oluyordu.. Yardım eden babacan adam anneannesinin üst komşusuydu..


      Ormanlık alanda kaybolan balici daha önce takip ettiği kırmızı başlıklı kızın anneannesinin evine yöneldi.Gidip kapıyı çalacaktı ki kapı hafif aralıktı.Anneanne yaşlı olduğu için kapıyı tam kapatamamıştı. içeri sessizce giren balici ananeyi kolaylıkla etkisiz hale getirdi.Onun ellerini ayaklarını sandalyeye bağladı. Ağzını da mutfaktan bulduğu bez parçası ile kapatmıştı. Kapıyı aralık bırakıp kırmızı başlıklı kızı beklemeye başladı.

       Kırmızı başlıklı ve anneannesinin komşusu apartmana geldiler ve kırmızı başlıklı kız ananesinin kapısının açık olduğunu görüp seslenerek içeri daldı bu esnada balici kırmızı başlıklı kızın üstüne çullandı.Bu esnada kırmızı başlıklı kız hem çığlık atıyor hemde yardım istiyordu. Anne annesinin komşusu sesleri duymuş elinde sopayla aşağıya hızla inmiş ve baliciye vurup bayıltmıştı.Kırmızı baslıklı kız hemen yerden kalkıp anneannesini bağlı olduğu yerden çözdü.. Birbirlerine sarıldılar.Çok korkmuşlardı.Ancak ikiside iyi ve sağlıklıydılar.Komşularına teşekkur edip polise balciyi telim ettiler...

 
 ve mutlu son.......






23 Ağustos 2017 Çarşamba

Neden Bir Su Pınarı Kullanmalısınız?






Buzdolabını açtığınızda dışı buğulanmış pet su şişeleri görmek istemiyorsanız, içtiğiniz suyun sıcaklığını kontrol edebilmek ve hem hijyenik, hem de pratik bir şekilde su içmek istiyorsanız, bir su pınarı kullanmanın zamanı gelmiş demektir. Sanılanın aksine, su pınarları ofislere özgü cihazlar değiller. Evde de rahatlıkla kullanılabiliyorlar, aynı benim yaptığım gibi. Plastik bir pompaya basarak su doldurmaktan sıkıldıysanız ve o plastik pompaların kanserojen maddeler içerdiğini biliyorsanız, sizin de su sebili kullanmanız gerekiyor. Pratik, hijyenik, sağlıklı ve lezzetli: Suyunuz tüm bu özellikleri taşımalı.
Ne yazık ki, piyasadaki su sebillerinin çoğunun üretim kalitesi son derece düşük. Çoğu, maliyeti düşürmek için plastik hazneler ve bölmeler kullanıyor. Bu tarz su sebillerinden uzak durun, zira damacana sulara kıyasla hiçbir faydaları bulunmuyor. Hatta daha sağlıksız oldukları bile söylenebilir, zira plastik bölmeler kısa süre içinde kireç tutup suyun lezzetini değiştiriyor. Yeni su sebili mevzuatına uygun, paslanmaz çelikten imal edilmiş hazne ve bölmelere sahip sebiller tercih etmelisiniz: Uğur Soğutma tarafından üretilen USP 20 D, tüm bu özellikleri taşıyor.
                                                        
Tek avantajı bu değil elbette, USP 20 D üç musluğa sahip. Bu durum zannettiğinizden daha önemli, zira sıcak ve soğuk su musluklarına ek olarak normal su musluğu bulundurması, hava sıcaklığı uygunsa suyu doğal sıcaklığında içmenizi sağlıyor. Sıcak/soğuk musluklarla oynayarak ideal su sıcaklığını yakalamaya çalışan (ve başaramayan) herkes, bu özelliği takdir edecektir. Soğuk su bölmesi saatte 5 litre, sıcak su bölmesi ise saatte 2 litre su kapasitesine sahip, yani en kalabalık ailelerin (veya ofislerin) bile ihtiyacını rahatlıkla karşılayabiliyor. Suyu 5 dereceye kadar soğutabilen, 85 dereceye kadar da ısıtabilen USP 20 D, tüm standart damacanalar ile uyumlu. Alt kısmında da kapalı bir muhafaza alanı bulunuyor: Benim yaptığım gibi, yedek damacanayı burada depolayabilirsiniz. Yaklaşık bir aydan beri kullandığım USP 20 D, tüm beklentilerini karşıladı ve uygun bir fiyata son derece kaliteli bir su sebili sahibi olmamı sağladı. Gönül rahatlığı ile tavsiye ettiğim bu modeli https://satis.ugur.com.tr/item/usp-20-d/100017 adresinden peşin fiyatına 12 taksitle satın alabilirsiniz. 
                                             
Bir boomads advertorial içeriğidir.

29 Haziran 2016 Çarşamba

TERÖRİZM....







        Dün Atatürk havalimanında yapılan terör olayı bir kez daha gösterdi ki terör gerçeği hemen yanı başımızda. Yaşanan olaylara maalesef tüm ülkeyi üzüntüye boğdu.

        Yayınlanan görüntüler insanların panik ve korku içinde olduklarını açık şekilde gösteriyordu.Terör örgütlerinin birinci amacı toplumu korkuya,endişeye sevk etmektir.Bu tür eylemlerle kendilerini göstermek topluma ve en önemlisi ülke yöneticilerine mesaj vermektir. Ankara ve dün yaşanan terör olaylarını iyi okumak gerekiyor.Benim görüşüm bu iki olayda topluma ve devleti yönetenlere mesaj istediğimizde kalbinize kadar iner eylemimizi yaparız mesajıydı.Ancak güçlü oturmuş bir devlet hiçbir zaman teröristlere boyun eğmez eğmemelidir.Dik durmalıdır.Buraya kadar devletin bu tür olaylar karşısında yapması gerekenleri yazdım.Ancak yaşanan bazı ihmaller haber almadaki zaaflar kararlı ve güçlü bir terörle mücadelede devletin bekası için gerekli özelliklerdir. Tabi ki terör örgütleri destek bulmazlarsa yok olurlar.Destekler hem halktan hemde dış ülkelerden olabilir.Devlet halkını tehlikelere karşı bilinçlendirecek halkının yanında olduğunu gösterecek gerektiğinde ayağına gidecek halkın sosyo kültürel yapısını,eğitimini bir bütün şekilde tasarlayıp uygulamalıdır.İşte o zaman terör örgütünün iç desteği bitecek devlet tam olarak hakimiyetini hissettirecektir.Dış güçlere gelince..eylem yapmak örgüte katılanların silahlarını ve malzemelerini temin etmek için gelire ihtiyacı vardır.Buda örgüte destek veren ülkeler tarafından karşılanır.Kimi bunu gizliden hibe ederek kimide para ile satmaktadır.Örgütlerin gelirlerini genelde narkotik maddeden sağlar en büyük gelir kaynağıdır.Devlet olarak bu para kaynaklarını kesecek tedbir alarak örgütlerin zayıflamasını sağlayabilir.

       Yaşadığımız bu tür olaylarda toplumumuz soğuk kanlılığını korumalı infiale yer vermemelidir.Ancak bu aralar sık sık yaşadığımız düşünülürse halk arasında homurdanmalara neden olmaya başladığını görmekteyim.Bu bizim sosyal yaşamımız için oldukça tehlikeli bir durum olarak görüyorum.

       Maalesef toplum olarak bazı olaylara alıştığımızı alıştırıldığımızı gözlemliyorum. Hemen hemen her gün veya gün aşırı şehit haberleri duyuyoruz.Bir düşünelim eskisi gibi haber oluyor veya halkta yankı uyandırıyor.Bence HAYIR. Çünkü alıştık tabi ki terörle mücadelede her şey olabilir asker ve sivil kayıp olabilir.Ama olaylar olurken de magazin veya yarışma program reytingleri 1. sırada çıkıyorsa bu işte bir terslik var demektir.....

                                     BAŞIN SAĞOLSUN TÜRKİYE

TERÖRÜ LANETLİYORUZ !!!!!





 Atatürk havalimaninda yaşanan terör olayını lanetliyor ; Yaşamını yitiren vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet  geride bıraktıkları ailelerine başsağlığı diliyorum.Yarali vatandaşlarımıza allahtan şifa dilerim...


                                                         MERAKLI KURTCUK

17 Haziran 2016 Cuma

BİZ BABALAR !!!!!










           Biz babalar her ne kadar sert görünsekte yufkadır bizim yüreğimiz.Toplumun ve sosyo kültürün bize biçtiği roldür babaların hep ayakta dik ve birazda sert mizaçlı olmamaları.Bizler ailemizin huzurlu ve sağlıklı olduğunda dünyalar bizim olur. Bizler aslında en ufak şeyden mutlu oluruz ancak bunu bazen belli ederiz bazen edemeyiz. Ne kadar yorgun olsakta eve dönünce eşimizin güler yüzü ve kucağımıza atlayan evlatlar bütün yorgunluğumuzu alır. Bazende öküz olduğumuz doğrudur. Eşimize ve çocuklarımıza zaman ayıramayız.Önceliğimiz iş koşturmasına döndüğünde hayatın akışı içinde çocuklarımızın büyüdüğünü bile fark edemeyiz bazen..Halbuki onlara ayıracağımız kaliteli zaman hem bize hem aile yapısının güçlenmesine yardımcı olur. Erkek çocukları için baba figürü çok önemlidir.Çocuklarla ilgilenmek onlarla yeri geldiğinde arkadaş yeri geldiğinde baba olmayı onların topluma faydalı bireyler olarak yetişmeleri bizim baş görevlerimizdendir.Aslında çoğunlukla onun için uğraşırız.Biz fedakarlığı çok severiz kendimizden yaptığımız fedakarlık çocuklarımızı veya eşimizi mutlu ediyorsa dünyalar bizim oldu demektir... 


Velhasıl kelam baba olamak kadar güzel bir şey yok şu dünyada.. 


           BABALAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN........

15 Haziran 2016 Çarşamba

37 YIL SONRA GELEN SÜRPRİZ - 2

 








       Ameliyat sürecine girilmişti.....


        Ameliyattan 1 hafta önce hastahaneye yattım. Her gün tahliller yapılıyor , sürekli kan ve idrar tahlilleri alıyorlardı. Ek mr.'lar ve tomografiler çekiliyor. sonuçları beklerken yatış sürem uzuyordu. Bu arada doktor arkadaşımdan ilginç tespitler ve ameliyat yöntemlerini konuşuyor bana ameliyatın nasıl geçeceğini anlatıyor beni rahatlatmaya çalışıyordu. Öğrendiğim en ilginç ve şaşırtan bilgi sol böbreğim 5 yıldır görevini yerine getirmediği ve görevi sağ böbreğim aldığını söylemesiydi.Bunu duyduğumda hem şaşırdım hemde sağ böbreğimin sağlıklı olduğuna şükrettim.  Şuana kadar belirti vermemesi de bana hayli ilginç gelmişti. Tabi ben bunları yaşarken evde eşim pek belli etmese de endişeliydi. Annem,babam kardeşlerim yüzlerindeki ifadeyle endişeli olduklarını gizleyemiyorlardı. Durumun ciddiyetini ve bir kaç gün daha  geciksem istenmeyen vakaların vuku bulacağını öğrenmiştik. Sol böbreğimin üst kısmındaki dokular ölmüş ve iltihapla beraber böbreğin yapısının değişmesine neden olmuş.  Böbreğin üst kısmını alarak böbreği kurtarmayı düşünüyorlardı. Diğer mesaneye giden kanalıda çıkarıp normal haline getirerek tekrara böreğin görevini yapmasını sağlayacaklardı.


     Ve ameliyat günü...


        Bir gece evvel saat 24'den sonra yemek ve su yasak olduğu için kendimi susamış ve aç hissediyordum. Beni ameliyat edecek ekibin benden önce bir ameliyatı daha vardı.Ameliyata götürüleceğim anı bekliyor saatler geçmek bilmiyordu.Eşimde ameliyattan önce göreyim  diye 
18 aylık oğlumu getirmiş.Aşağı bahçede onu severken haber geldi ve hazırlanmam istendi.Ameliyat önlüğünü giyip sedyeye yattığımda sanki bir bilinmeze doğru gittiğimi hissettim. Daha önce doktorlarla konuştuğumuz gibi biraz uzun süreceğini biliyordum sadece... Ameliyathaneye gittim narkozun verilmesine kadar sadece 5 dakikayı hatırlıyorum. Ameliyatım tam 6 saat sürmüş beni uyandırırken vücudumun sedye üstünde adeta zıpladığını, bana sadece -sakin ol dediklerini bende -elimde değil olamıyorum dediğimi  hatırlıyorum . Sonra tekrar uyumuşum gözümü yoğun bakımda açtım.Vücudum narkoza tepki vermiş o yüzden uyanırken çok zor uyanmışım.Yoğun bakımda kendime geldiğimde etrafa anlamsızca baktım.Uyandığımda taşikardim olduğunu nabzımın 180' e kadar çıktığını söylediler.Doktorlar bana 3 saat kalacağımı söyleseler de nabzımın düzelmemesi yaklaşık bir buçuk gün kaldım. Ameliyat sonrası öğrendiğimde sol böbreğimi aldıklarını söylediler.


       Yaklaşık 4 gün sonra evime kavuştum şu an iyiyim normal hayatıma dönmeye başladım.İnsan bu tür olaylar başına geldiğinde her şeyin boş olduğunu daha iyi anlıyor. Normal hayatımızda  aslında sağlıktan başka her şey boş deriz.Ama hiç birimiz istisnalar dışında dikkat etmeyiz.


      Sizlere tavsiyem sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin ki hastalıkların erken teşhisi her zaman hayat kurtarır...



17 Mayıs 2016 Salı

37 YIL SONRA GELEN SÜRPRİZ - 1







              İki iki buçuk hafta önce sabah yataktan yüksek ateşle uyandım. Üşütme olduğunu düşünerek bir kaç ilaç alıp işe gittim saatler geçtikçe kötüleşiyor ayakta duramaz hale gelmeye başlamıştım.Mesai bitiminde arkadaşlarım beni acile götürdüler. 2 tane serum yapıldıktan sonra eve geldim.Biraz rahatlamıştım. Ertesi gün halsizliğim devam ettiği için işe de gitmedim. Bu arada hiç birşey yiyemiyor yediklerim midemde durmuyor hemen çıkıyordu. Ateş düşürücünün işlevi bitince ateş tekrar yükseliyor.Beni bitkin düşürüyordu. Ve idrarımda yanma hissettim.Hemen sabah ateşim 40 dereceye çıkınca tekrardan acilden giriş yaptık. Doktorlar halimi görünce hemen kan ve idrar tahlili aldı. Eşimle sonuçları beklerken sonuçların pek iç açıcı olmadığı ve acil tomografiye girmemiz gerektiğini ve yatış yapabileceklerini duyunca eşimde bende çok şaşırdık. İşlemler yapılınca doktor yanımıza geldi vücudumdaki iltihap miktarının arttığını ve bunu idrar yollarından kaynaklandığını söyledi. Hemen arka arka serumlar takıldı iki gram antibiyotik serumları derken doktor hastahanede yatmam gerektiğini söyledi.O sırada eşim üroloji doçenti olan yakın arkadaşımızı aradı. Tomografi cd'sini aldıktan sonra eve gitmemizi doktoru tanıdığını  ona tedaviye kendinin tedaviye kendinin devam edeceğini söyleyeceğini belirtti.Eve gittikten sonra doçent arkadaşımız tekrar arayarak tomografi cd'sini pc'de açmamızı ve tek tek tüm görüntüleri göndermemizi istedi. Gönderdiğimiz görüntülere bakar bakmaz arayıp sol böbreğimin formunun bozulduğunu ve acil müdahale edilmesi gerektiğini söyledi. Pazar olmasına rağmen hastahaneye gelmemi ve küçük bir müdahaleyle böbreği biraz rahatlatıp pazartesi günü tetkiklere başlayacaktık.Ancak tomografi cd'sini kendi pc'sinde dikkatle bir daha incelediğinde gerçek ortaya çıktı.

          Durum pekte iç açıcı değildi......



          Sol böbreğimde doğuştan iki üriter sistemin (Böbrekten Mesaneye inen kanal sistemi ) olduğu herkeste toplam her iki tarafında toplan 2 kanal olduğu benim ise 3 kanalım olduğu ortaya çıktı.Benim için gerçekten büyük süprizdi..

          Müdahale yapamayacağını içeride 1 kanalın büyüdüğünü ve içeride sarmal hale gelip organlarımı itip kendine yer yaptığını söyledi.Bu da böbreğimin formunu bozmuş ve 3/1 inin çalışmadığı hatta dokuların büyük ihtimalle öldüğünü söyledi tam olarak sindigrafi ve mrlar gösterecekti gerçeği.. Vücudumda iltihap oranı yüksek olduğu için ertesi gün hastahaneye yattım. İki günlük tedaviden sonra değerlerim normal seviyelerine gelmişti.Hastahaneden ayrılıp mrlarımı, sindigrafilerimi çektiriyor radyasyon aldığım için biraz zorlanıyordum.


       1 hafta bunlarla uğraştım ve arkadaşımla oturup konuştuğumda sonuç : AMELİYAT



4 Nisan 2016 Pazartesi

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.

İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.

Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.

Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.



Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.

Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.

Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.

Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!



P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 
http://www.agizbakimuzmani.com/

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU


Bir boomads advertorial içeriğidir.

27 Ocak 2016 Çarşamba

SEVGİLİ OĞLUM...


       

                                     



          Sevgili oğlum sen hayatımıza gireli tam 1 yıl oldu.Bu 1 yılda annenin ve benim hayatım tamamen değişti.Seninle evimize neşe geldi hayatımıza hareketlilik geldi.Canım oğlum sen bizim canımızdan can , parçamızdan bir parçasın.

         Senin doğduğun günü hatırlıyorum da o gün belkide annenden daha çok ben heyecanlanmıştım.

   Annen hala söyler:

- Benmi doğuruyorum sen mi? diye...

Ameliyathane kapısı açılıp seni görünce sanki bu dünyadan sıyrılmış başka bir boyutta seni seyrediyordum. Sana bakarken içimden hep şunu sevinç şaşkınlık bocalama her şey vardı.

Hep içimden: Allah'a şükrediyor bir taraftan bu bizim çocuğumuzsun. Rabbim iyiki  seni bize gönderdi.Tek kusurun uykuyla aranın pek iyi olmaması :))

18 Kasım 2015 Çarşamba

KÜTÜPHANEMİZ İÇİN KİTAPLAR GELMEYE BAŞLADI......





     Geçen hafatalar da buradan duyurduğum Şanlıurfa-Siverek'in Kalınağaç köyünde bulunan Kalınağaç ilkokulun'da görev yapan öğrtetmenlerin katkılarıyla bir kütüphane oluşturma çabaları yavaş yavaş hayata geçmeye başlamış.Okul öğretmenerinden Gizem hanım dün maille ilk gelen kitapların resimlerinibana ulaştırmış bende sizinle paylaşmak istedim.... 







OKULA DESTEKLERİNİ ESİRGEMEYİP KİTAP GÖNDEREN HERKESE KENDİM VE KALINAĞAÇ İLKOKULU ÖĞRETMENLERİ ADINA TEŞEKKÜR EDİYORUM.....





HALA KİTAP GÖNDEREBİLİRSİNİZ AŞAĞIDAKİ ÖĞRETMENİMİZLE İRTİBATA GEÇEBİLİRLER.......



İLETİŞİM BİLGİLERİ:



Adres: Kalınağaç İlkokulu Kalınağaç Köyü Siverek-Şanlıurfa 



İRTİBAT TEL : Okul müdür yardımcısı Mehmet Cenap ÖZ: 0531-8356232


17 Kasım 2015 Salı

TERÖRDE İKİ YÜZLÜLÜK...






            .

            Paris saldırılarından sonra tüm dünya ayaklandı global terör tekrar gündeme geldi Fransa bombardımana başladı falan filan..


           Terör yüzünden hayatını kaybeden insanlara tabi ki üzüldüm terörün her türlüsü kötü,kalleşçe ve insafsız.Onlarca insanı bir ideoloji  uğruna öldürmek ne dine nede insanlığa sığar.

      Yalnız bir şey dikkatimi çekti..

          Bu tür terör saldırılarına yaklaşık 30 yıldır  ülkemiz maruz kalıyor.Onlarca insan hayatını bu terör belası yüzünden hayatlarını kaybediyor. Onlarca insanın yuvası yıkıldı bir çok çocuk babasız anasız kaldı..Ateş hep düştüğü yeri yaktı.. Ancak hiç bir zaman dünya basınında bu tür yer almadı hep flash haber olarak verildi ; bir kaç kınama mesajıyla geçiştirildi. En son Ankara'da yaşanan terör olayında ve önceden ülkemizde yaşanan terör olayları bu kadar ses getirmedi.

         Saldırıdan sonra baktım google ve youtube Fransa bayrağını kullandılar logolarında. Peki bize bu tür saldırılar yapıldığında; Niye dünya bu kadar hassas değil ? İlla bizimde hıristiyanmı olmamız veya bu dünyada ekonomik olarak güçlü olmak mı  gerekiyor ?

          Biz terörle mücadele için çırpınırken teröre destek verenler ; biz teröristlere operasyon düzenlerken artık yeter diyen insan haklarından dem vuranlar terör kendilerine döndüğünde tüm dünyayı ayağa kaldırıyorlar. İşte o zaman ne insan hakları kalıyor ne operasyonları bitir diyebilen bir devlet ortada oluyor... Bir yanda ihtiras ve politikalar uğruna  her gün bombalarla hayatını kaybeden çocuklar,analar, babalar diğer tarafta ülkesinin çıkarları için hayatları hiçe sayanlar..

       

                     Velhasıl kelam dünya olmuş adaletsiz,insafsız,çıkarcı...




















7 Kasım 2015 Cumartesi

DUYURU !! HAYDİ HEP BERABER KÜTÜPHANE KURALIM....




  Arkadaşlar dün gece Show Radyo'yu dinlerken Zeki Kayhan Coşkun'un programı Matrax'ta bir çağrıyı okuduğunu duydum.Bende Meraklı Kurtcuk olarak bu duyuruyu kendi bloğumda duyuracağımı belirten bir tweet attım Gizem hanım bana maille ulaştı. Gizem hanım Şanlıurfa'nın Siverek ilçesine bağlı Kalınağaç köyünde bulunan Kalınağaç İlkokulu'unda görevli sınıf öğretmeni okullarında kütüphane yokmuş.Okula kütüphane kurmak isteyen öğretmenler bizlerden destek istiyorlar. Kütüphanede her tür kitaba ihtiyaçları var. Okulda hem ilkokul hemde ortaokul var.İlk ve orta okul seviyesinde roman.masal.hikaye vb.Ayrıca okulumuzda TEOG sınavına hazırlanan öğrencileri için yardımcı kaynaklara da ihtiyacları var. Kütüphanelerine destek verelim...


Oradaki Çocuklarımıza destek olalım elinizde çocuklarınızın çevrenizdeki insanların evlerinde okunmuş iyi durumdaki kitaplarını kargo yapalım...



İLETİŞİM BİLGİLERİ:



Adres: Kalınağaç İlkokulu Kalınağaç Köyü Siverek-Şanlıurfa 



İRTİBAT TEL : Okul müdür yardımcısı Mehmet Cenap ÖZ: 0531-8356232




2 Kasım 2015 Pazartesi

GENÇLER ALARM VERİYOR !!!


               Bilmiyorum hiç dikkat ettiniz mi ? Televizyonlarda ,sosyal medyada,etrafınızda olan gençlere... Sanki hepsi doğduklarına pişman umursamaz halde görüyorum...

                Şimdiki gençlere bakıyorum sohbet ediyorum ,tartışıyorum ama sanki biraz boş vermişlik ,topluma saygıda azalma seziyorum.Bana mı öyle geliyor bilmiyorum. Bu konu beni oldukça rahatsız etmeye başladı.

              Toplumumuzun geleceği olarak gördüğümüz gençlerimizin hal ve tavırları bizlere bazen tuhaf gelebiliyor. Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle bazı değer yargılarımızın da değiştiğini hatta yok olmaya başladığını söyleyebiliriz. Teknolojiye en çabuk adapte olanda gençlerimiz oluyor.Buda aslında farkında olmadan onların toplumdan uzaklaşmalarına neden oluyor. Bunun en büyük nedeni ise gençlerin yeniliğe ve teknolojiye daha çabuk alışmaları.Teknoloji kötü bir şey olduğunu söylemiyorum kesinlikle.... Ancak gereğinden fazla hayatımıza hükmetmeye başladığı zaman işler bazen çığrından çıkabiliyor. Çevreme baktığımda, toplu taşıma araçlarında, kafelerde, restoranlarda çocukların,gençlerin elinde bir telefon veya tablet mutlaka görmek mümkün. Her şeyleri internet, yaşlarına uygun olmayan şiddet içerikli oyunlar olmuş çocuklar gençler var.Sohbet ettiğinizde en basit konularda dahi ya fikirleri yok yada internetten bi bakayım cevabını alıyorsunuz. Tabi ki tüm gençler ve çocuklar böyle değil ama büyük çoğunluk böyle.. Bazı ailelerin sırf çocukları sussun diye ellerine cep telefonu veya tablet verdiklerini gördüm. Gerçekten aileler için yaşam gerçekten zor özellikle anne ve baba çalışmadan geçinmek bu devirde gerçekten zor.. Buda anne babalarına hasret büyüyen çocukların aslında anne babasına olan sevgilerinin acısını çıkarıyor belki de.. Yaşları daha büyük olan gençlerimiz ise eğitim hayatları boyunca maalesef eğitim sistemindeki ezberci sınav sistemine dayanan eğitim yapısıyla bilgileri öğrenip unutuyorlar. Hayatı internetten ve sosyal ağlardan öğreniyorlar.İleride gerçek yaşama geçiş döneminde iş hayatında ve ikili ilişkilerde zorluk çekiyorlar. Kendi sanal dünyalarında yaşıyorlar. Beraberinde hızla yayılan kötü alışkanlıklarda bu sanal dünyada gençleri hedef kitle olarak seçmiş şer odaklarına yakalanıyorlar.

           Tabi ki bu sadece ailelerin ve çocukların şuçu değil .Ülkemizde uygulanan yanlış politikalarının da etkisi büyük rol oynamaktadır. Devletin çalışan annelere daha fazla kolaylık göstermeli ; çalışma hayatında olan anne babaların daha refahını sağlamalıdır. Eğer bu standartlar yükseltilir ise aileler daha çok çocuklarıyla vakit geçirerek onlara daha çok zaman ayırır.Önce çocuklarının daha sonra toplumun geleceğinin daha kaliteli ve bilinçli olmasını sağlayabilirler..





26 Ekim 2015 Pazartesi

MAHALLE TEYZELERİ - 2 ( ALTIN GÜNLERİ)


                               



     
            Daha önceki yazımda mahalle teyzelerinin nasıl tüm mahallede olan bitenden haberdar olduklarından bahsetmiştim.  Mahalle teyzelerinin istişare ve iktisadi toplantılarından bahsetmek istedim.

                                                            ALTIN GÜNLERİ

      Mahalle teyzeleri ve ev hanımı olan gençlerden oluşan grup her sonbahar başında telefon trafiği ve sokaktaki görüşmeleri sonucu kendilerine göre yatırım aracı olan altın gününe girmeye karar verirler. Sonbaharda toplanmaların sebebi yazın yazlıklara ve kapı önlerine konuşlanmalarıdır. Havaların soğumasıyla kapı önlerindeki ve yazlıklardaki dedikodu kalmadığı için evlere çekilirler. Kışın boş geçmemesi ve eşlerinden bağımsız para kazanma isteği bu teyzeleri altın günlerine meyil etmelerine neden olur. Grubun oluşturulması mahallede bulunan girişken ve herkesi iyi tanıyan baskın karakter mahalle teyzesine düşer. Mali direktör olan teyze grubu ve günlerde ne kadar verileceğini kendince yaptığı kulislerle belirler.

     Gönüllü toplantıyı kabul eden teyzede toplanılır. Sezonun ilk toplantısında aralarında çekiliş sonucu belli periyotlarla gidilecek kişiler belirlenir. Ve taksitle birikim yapmış olurlar. Maliyeti düşük olan bu yatırımla almak istedikler şeylere bağlarlar. Bu toplantıların asıl amacı birikim yamak olsa da mahallede olan olayların ve kişilerin başından geçen olaylarla ilgi bilgilerin güncellenmesidir. Bu toplantılarda ev sahibi kendi hamaratlığını sergileyerek yaptığı yiyeceklerin katılımcılar tarafından beğenilmesi ve tariflerinin istenmesi ev sahibinin gururlanmasına neden olur.Yapılan toplantılar ev sahibinin cukkayı indirmesi ve ''geç kaldım evde yemek yok Osman aç gelir'' cümleleriyle son bulur....

       Toplumumuz kültürün bu tip teyzeler oldukça bu tür toplantılar devam edecektir.....




8 Eylül 2015 Salı

YÜREKLER YANIYOR....




Yürekler yanıyor cennet vatanımızda .....

 Fidanlar düşüyor tek tek toprağa....

 Ülkemizin her tarafına ateşler düşüyor anaların babaların yürekleri yanıyor.Onlar yeni güne uyanamıyorlar.Çünkü onlar bir an bile bile gözlerini kırpamıyor......

Gözlerinden akan yaşlarla  yüreklerindeki yangınları söndürmeye çalışıyorlar... Ateş düştüğü yeri yakıyor.. Üzerlerine titredikleri ,hastalandıklarında başından bir an olsun ayrılmadıkları evlatlarını vatani görev için gönderip tabut içinde geri alıyorlar.... Yetim kalan çocuklar,dul kalan eşler ,evlatsız kalan aileler..Onların şimdi başları eğik adeta içi dolu başaklar gibi duruyor. Tek tesellileri VATAN SAĞOLSUN...








24 Ağustos 2015 Pazartesi

OYSAKİ DEVİR......





Ülkemizin son günlerde içinde bulunduğu durum benim tadımı kaçırdığı gibi  bir çok kimseninde tadını kaçırmıştır.

Sürekli şehit haberleri çatışma haberleri toplum psikolojisini de adeta  alt üst etti.İnsanlar bakalım bugün kaç şehit haberi alacağız diye interneti ve gazeteleri açar hale geldiler.

İnsanların tahammül gücü gitgide azalıyor...Her şehit cenazesinde tepkiler dahada çoğalarak devam ediyor....

Oysa ki devir devleti yönetenlerin bunları iyi görüp daha birleştirici daha kucaklayıcı olma devridir.....

Oysa ki devir siyasi egoları bir kenara bırakıp birleşerek ortak tavır sergileme devridir...

Oysa ki devir sen sağcısın sen solcusun sen demokratsın sen değilsin devri değil gelin hap birlikte tüm halk olarak tekrar ayağa kalkıp tek yürek olma devridir.....

Oysa ki devir milletin verdiği vergiyle kırmızı plakalarla, milletvekili maaşıyla ortalıkta gezme mecliste uyuma zamanı değil milletin vekili olduğunu hatırlayıp milletim bekası için iş yapma devridir..

Oysa ki devir siyasilerin kendilerine malzeme yapmadan birleşerek sorunları bitireceği devirdir...

Oysa ki devir popilist yaklaşımlardan kaçınma devridir....


Bu yazımı kim okur ne kadar okunur kime ulaşır bilmiyorum ancak ben bu ülkenin hala o eski birliğe beraberliğe döneceği inancındayım...








12 Ağustos 2015 Çarşamba

YENİ DOSTUM HAŞİMATO







Uzun bir aradan sonra herkese tekrar merhabalar .

Sizlerden bir süredir uzak kalmamın sebebi hayatıma yeni giren hastalığım HAŞİMATO...

JAPON elektronik markası gibi duran  bu hastalığın bulunması oldukça ilginç oldu. Yüksek nabız şikayetiyle gittiğim acil servis'den kardiyoloğa gitmem söylendi. Kardiyoloğun yaptırdığı kan tahlillerinde görüldü ki tiroid değerlerim oldukça yüksek....

Problem bu sefer çalışmadığım yerden gelmişti.......

Bir kaç gün sürekli hastahaneye ultrason , kan , sindigrafi  için gittim geldim. Sonuç Haşimato dediğinde içimde espriler patladı. Japon malı hastalık gibi duruyor :)) Gerçekte de haşimato adında bir doktor tarafından bulunmuş..

Gelelim haşimato'nun ne olduğuna...

Haşimato tiroid bezlerinin iltihabı olarak tanımlansada aslında vücudun bağışıklık sisteminin troid bezlerini tanımaması ve onları tehdit algılayıp antikor üretmesinden oluşan tiroidle savaşmasıyla oluşuyormuş. Antikorların savaş esnasında tiroidin duvarlarına zarar veriyor ve depolanan hormonların vücuda gereğinden fazla yayılmasına neden oluyormuş. Buda insanda halsizlik,çarpıntı aşırı terleme,eklemlerde ağrıya neden oluyormuş.. Erkeklerde 30-50 yaş arasında daha sık görülüyormuş. eğer bu tür şikayetleriniz varsa en yakın zamanda endokrin veya dahiliye doktorlarına gidin... İlerlemesi durumunda vücuda ciddi zararları bulunuyor...


Related Posts with Thumbnails