Earn free bitcoin
MERAKLI KURTCUK - SOSYALPROBLEMLER
gelenek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelenek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2015 Pazartesi

RAMAZAN GELENEKLERİ - 2 ( DİŞ KİRASI )












          Osmanlıda bulunan bir diğer Ramazan geleneği diş kirasıdır. Bu gelenek maalesef günümüze kadar ulaşamamıştır.

           
      Diş kirası osmanlı zamanında varlıklı olan kimseler konak ve köşklerinde davetler verilirmiş. Durumu iyi olmayanlar içinde köşk ve konaklarda sofralar kurulurmuş.Yoldan geçenler,çat kapı, gelen geri çevrilmez bu sofralarda iftarlarını açarlarmış. Tüm sofralar zengin fakir ayrımı olmadan herkese aynı yemeklerle donatılır , her gelen kurulu bir sofranın etrafındaki minderlere oturarak iftar vaktini beklerlermiş.

            Yemeklerini yiyen misafirlere teravih için evden ayrılmak üzereyken ev sahibi  küçük kadife keselerde küçük hediyeler verirmiş.Bu hediyeler ev sahibinin durumuna göre değişir kimi tesbihler ,bakır tepsiler, ağızlıklar verirken kimi cömert ve zengin ev sahipleri gümüş,altın paralarda koyabiliyormuş. Bazı ev sahipleri de diş kiralarını davetlilerin oturdukları minderlerin,dayandıkları yastıkların altına koyar durumu iyi olmayan davetlerinin toplum içinde rencide olmalarını istemezlermiş. Keseleri alan davateliler ''Kesenize Bereket ,Ziyade Olsun'' gibi dualar ederlermiş.

          Adeta evi bir ziyafet evine dönen ev sahibinin diş kirası verme amacı evlerine gelip yemek yiyerek sevap kazanmalarına yardımcı oldukları için bir nevi teşekkür etme şeklidir.Diş kirası kişinin zenginliği ve cömertliği ile doğrudan alakalıdır.

         Cömertliği ile bilinen Fatih dönemi sadrazamlarından Mahmut paşanın davetleri çok ünlüymüş. Kazanlarda nohutlu pilav pişirilir içine nohut şeklinde altınlar atılırdı.Pilavı yiyenler ağızlarına gelen altın nohutları alır bu onların diş kiraları sayılırdı.

         
Günümüzde maalesef bugün bu tür adetler kalmadı hatta insanlar birbirlerini iftara çağırırken bile düşünüyor.Böyle gelenekler toplumun birbirine olan yakınlaşmasını ve yardım severliğin artmasına yardımcı oluyor.

20 Haziran 2015 Cumartesi

RAMAZAN GELENEKLERİ -1 ( MAHYA )

     







         Osmanlı zamanında Ramazan ayı bir nevi  sosyalleşme ayı gibiydi. Gündüz sokaklarda pek kimse olmasa da iftardan ve teravih'den sonra sahura kadar insanlar sokaklardaydı.

O devirlerde Ramazan'ın gelişi Kadı'nın karşısında başlardı.

İki kişi Kadı'nın karşısına çıkar:

Biri diğer kişinin ona borcunun olduğunu  Ramazan gelince vereceğine dair söz verdiğini söyler.

Kadı borçluya dönerek:

-  Borcun var mı? Ramazan gelince vereceğini söyledin mi?

Borçlu  kişi :

- Evet söyledim lakin Ramazan daha gelmedi ki...

Alacaklı kişi :

- Ramazan geldi dün gece hilali gördüm.

Kadı :

- Ramazan'ın geldiğine dair iki şahidin var mı?

Alacaklı kişi :

-Evet var.

İki şahit gelirler gece hilali gördüklerini beyan ederler. Kadı Ramazan'ın geldiğini ilan eder.

Bu tiyatral tarz oyunlarla Ramazan'ın gelişi ilan edilirdi.




    O devirlerde herkes o yıl yapılacak mahyaları çok merak ederlerdi.Çünkü her camide farklı mahyalar resmedilirdi. Mahyalar teravihler çıktıktan sonra yakılırdı.Mahyalar kandilden yapılırdı.

     İlk kandil Kocamustafapaşa'da  Sümbül Efendi Camisin'de yakıldığı çeşitli kaynaklarda belirtilmiştir. Mahya ilk defa 1600'lü yıllarda 1.Ahmet döneminde kullanıldığı söylenir.Hiç bir islam ülkesinde yoktur.Bizde ise İstanbul'a ait bir gelenektir.

     Mahya iki minare arasına gerilen iplerin üstünde koyulan kandillerin yakılmasıyla oluşur. Osmanlı zamanında her yerde iki minareli cami yoktur. Cami eğer iki minareli ise padişahın veya aile mensuplarından birinin yaptırdığı cami olduğunu gösterirdi.

     Mahya yapmak hiçte kolay değildir.Mahya ustaları nadir yetişir ve oldukça meşakatlidir.Kimi yerde mahyalar yazı olarak kimi yerde resim işlenirdi.İşlenen resimler : Kız kulesi,galata kulesi,İstanbul'un çeşitli yerleri yapılırdı.Teravih'den sonra mahyalar yakılırdı.Bir camide yanan mahyaları görenler diğer camiye giderlerdi.Ramazan'da cami gezmek geleneği bu yıllara dayanır.İlginç olan bir yanı ise her gece farlı yazılar ve resimler mahyalara işlenirdi.Halk her gece merak içinde camilere giderdi.

Şimdilerde eski tadı kalmamışsa da bu gelenek günümüze kadar sürmektedir.


Related Posts with Thumbnails