Earn free bitcoin
MERAKLI KURTCUK - SOSYALPROBLEMLER

26 Ekim 2015 Pazartesi

MAHALLE TEYZELERİ - 2 ( ALTIN GÜNLERİ)


                               



     
            Daha önceki yazımda mahalle teyzelerinin nasıl tüm mahallede olan bitenden haberdar olduklarından bahsetmiştim.  Mahalle teyzelerinin istişare ve iktisadi toplantılarından bahsetmek istedim.

                                                            ALTIN GÜNLERİ

      Mahalle teyzeleri ve ev hanımı olan gençlerden oluşan grup her sonbahar başında telefon trafiği ve sokaktaki görüşmeleri sonucu kendilerine göre yatırım aracı olan altın gününe girmeye karar verirler. Sonbaharda toplanmaların sebebi yazın yazlıklara ve kapı önlerine konuşlanmalarıdır. Havaların soğumasıyla kapı önlerindeki ve yazlıklardaki dedikodu kalmadığı için evlere çekilirler. Kışın boş geçmemesi ve eşlerinden bağımsız para kazanma isteği bu teyzeleri altın günlerine meyil etmelerine neden olur. Grubun oluşturulması mahallede bulunan girişken ve herkesi iyi tanıyan baskın karakter mahalle teyzesine düşer. Mali direktör olan teyze grubu ve günlerde ne kadar verileceğini kendince yaptığı kulislerle belirler.

     Gönüllü toplantıyı kabul eden teyzede toplanılır. Sezonun ilk toplantısında aralarında çekiliş sonucu belli periyotlarla gidilecek kişiler belirlenir. Ve taksitle birikim yapmış olurlar. Maliyeti düşük olan bu yatırımla almak istedikler şeylere bağlarlar. Bu toplantıların asıl amacı birikim yamak olsa da mahallede olan olayların ve kişilerin başından geçen olaylarla ilgi bilgilerin güncellenmesidir. Bu toplantılarda ev sahibi kendi hamaratlığını sergileyerek yaptığı yiyeceklerin katılımcılar tarafından beğenilmesi ve tariflerinin istenmesi ev sahibinin gururlanmasına neden olur.Yapılan toplantılar ev sahibinin cukkayı indirmesi ve ''geç kaldım evde yemek yok Osman aç gelir'' cümleleriyle son bulur....

       Toplumumuz kültürün bu tip teyzeler oldukça bu tür toplantılar devam edecektir.....




8 Eylül 2015 Salı

YÜREKLER YANIYOR....




Yürekler yanıyor cennet vatanımızda .....

 Fidanlar düşüyor tek tek toprağa....

 Ülkemizin her tarafına ateşler düşüyor anaların babaların yürekleri yanıyor.Onlar yeni güne uyanamıyorlar.Çünkü onlar bir an bile bile gözlerini kırpamıyor......

Gözlerinden akan yaşlarla  yüreklerindeki yangınları söndürmeye çalışıyorlar... Ateş düştüğü yeri yakıyor.. Üzerlerine titredikleri ,hastalandıklarında başından bir an olsun ayrılmadıkları evlatlarını vatani görev için gönderip tabut içinde geri alıyorlar.... Yetim kalan çocuklar,dul kalan eşler ,evlatsız kalan aileler..Onların şimdi başları eğik adeta içi dolu başaklar gibi duruyor. Tek tesellileri VATAN SAĞOLSUN...








24 Ağustos 2015 Pazartesi

OYSAKİ DEVİR......





Ülkemizin son günlerde içinde bulunduğu durum benim tadımı kaçırdığı gibi  bir çok kimseninde tadını kaçırmıştır.

Sürekli şehit haberleri çatışma haberleri toplum psikolojisini de adeta  alt üst etti.İnsanlar bakalım bugün kaç şehit haberi alacağız diye interneti ve gazeteleri açar hale geldiler.

İnsanların tahammül gücü gitgide azalıyor...Her şehit cenazesinde tepkiler dahada çoğalarak devam ediyor....

Oysa ki devir devleti yönetenlerin bunları iyi görüp daha birleştirici daha kucaklayıcı olma devridir.....

Oysa ki devir siyasi egoları bir kenara bırakıp birleşerek ortak tavır sergileme devridir...

Oysa ki devir sen sağcısın sen solcusun sen demokratsın sen değilsin devri değil gelin hap birlikte tüm halk olarak tekrar ayağa kalkıp tek yürek olma devridir.....

Oysa ki devir milletin verdiği vergiyle kırmızı plakalarla, milletvekili maaşıyla ortalıkta gezme mecliste uyuma zamanı değil milletin vekili olduğunu hatırlayıp milletim bekası için iş yapma devridir..

Oysa ki devir siyasilerin kendilerine malzeme yapmadan birleşerek sorunları bitireceği devirdir...

Oysa ki devir popilist yaklaşımlardan kaçınma devridir....


Bu yazımı kim okur ne kadar okunur kime ulaşır bilmiyorum ancak ben bu ülkenin hala o eski birliğe beraberliğe döneceği inancındayım...








12 Ağustos 2015 Çarşamba

YENİ DOSTUM HAŞİMATO







Uzun bir aradan sonra herkese tekrar merhabalar .

Sizlerden bir süredir uzak kalmamın sebebi hayatıma yeni giren hastalığım HAŞİMATO...

JAPON elektronik markası gibi duran  bu hastalığın bulunması oldukça ilginç oldu. Yüksek nabız şikayetiyle gittiğim acil servis'den kardiyoloğa gitmem söylendi. Kardiyoloğun yaptırdığı kan tahlillerinde görüldü ki tiroid değerlerim oldukça yüksek....

Problem bu sefer çalışmadığım yerden gelmişti.......

Bir kaç gün sürekli hastahaneye ultrason , kan , sindigrafi  için gittim geldim. Sonuç Haşimato dediğinde içimde espriler patladı. Japon malı hastalık gibi duruyor :)) Gerçekte de haşimato adında bir doktor tarafından bulunmuş..

Gelelim haşimato'nun ne olduğuna...

Haşimato tiroid bezlerinin iltihabı olarak tanımlansada aslında vücudun bağışıklık sisteminin troid bezlerini tanımaması ve onları tehdit algılayıp antikor üretmesinden oluşan tiroidle savaşmasıyla oluşuyormuş. Antikorların savaş esnasında tiroidin duvarlarına zarar veriyor ve depolanan hormonların vücuda gereğinden fazla yayılmasına neden oluyormuş. Buda insanda halsizlik,çarpıntı aşırı terleme,eklemlerde ağrıya neden oluyormuş.. Erkeklerde 30-50 yaş arasında daha sık görülüyormuş. eğer bu tür şikayetleriniz varsa en yakın zamanda endokrin veya dahiliye doktorlarına gidin... İlerlemesi durumunda vücuda ciddi zararları bulunuyor...


23 Temmuz 2015 Perşembe

GÜÇ SİZDE.....







Ülkemizde son günlerde yaşanan bombalama ve gelen şehit haberleriyle terör illetinin bir kez daha  kara bulut gibi üstümüze çöktüğünü görüyoruz.

Bilmem farkındamısınız hem devlet çevreleri hem siyasiler  hemde halk olarak sanırım  bu tür olayları kanıtsamış durumdayız ...Bunu yazdığım için bana kızabilirsiniz. 

Bu tür olaylardan sonra hükümet kanadından siyasetçilerden klasik sözler duyarız. 
- Terörü lanetliyoruz..
- Yapılanlara karşı misliyle karşılık verilecektir.

Daha sonra akşam haberlerinde 3 dakikalık haber ve sonra..Halk olarak bir iki gün konuşup unutuyoruz.Ateş adeta düştüğü yeri yakıyor.Şehit şehit olduğuyla ,aileleri acılarıyla kalıyor.

Peki ya daha sonra...

Toplum olarak biz unutmaya meyilliyiz.Öyle zaman oluyor ki Fatmagül'ün suçunu 1 hafta konuşurken ülkemizde yaşanan bu tür olayları bu kadar konuşmuyoruz. Sosyal medyada asıp keserek güya baş kaldırıyorlar. Dizilerle,internetle ve magazinle uyuşturulan bir toplum meydana geliyor.

Millet olarak aslında birçok şey elimizde bilinçlenelim.Olaylara duyarlı olalım.Tepkimizi aşırıya kaçmadan anayasal haklar üzerinden gösterelim. Yaşadığımız olayları unutmayalım unutturmayalım....






Related Posts with Thumbnails